Büyükakın’dan CHP’ye bütçe ve İzmir yanıtı “Buradan İzmir’e sabır diliyorum”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, CHP’li Erkan Uygun’un bütçe ve borç eleştirilerine yanıt vererek belediyenin mali yapısını savundu, İzmir Körfezi ve dip çamuru tartışmaları üzerinden muhalefeti manipülasyon yapmakla suçladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Olağan Mayıs ayı Meclis Toplantısı’nın 2. oturumu, Tahir Büyükakın başkanlığında Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. CHP’li meclis üyesi Erkan Uygun, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kesin hesap görüşmelerinde belediyenin borç yükü, bütçe gerçekleşme oranları ve kaynak dağılımındaki adaletsizlikleri eleştiride bulundu. Eleştirilerin ardından Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın eleştirilere yanıt verdi. Başkan Büyükakın konuşmasında,”Borçların ödendiğini, ayın içindeki fotoğrafını çekerseniz alacak olarak belediye hesaplarına giren, piyasa alacağı olarak kaydedilen borçların ay başında ödendiğini görürsünüz dedim. Ama bunu yine ısrarla söylemeye devam ediyorsunuz.

Faizlerle ilgili açıklamayı daha beş dakika önce Berna Hanım kürsüden yaptı. Ama duyulmak istenmediğinde veya akıllarda başka şeyler kalsın istendiğinde aynı şeyler ısrarla tekrar ediliyor. Bu gerçek bir faiz ödemesi değil. Bir yerden alınmış krediye ödenen bir faiz değil. Muhasebe tekniğiyle alakalı bir uygulama olduğunu arkadaşlarımız defalarca söyledi.

Merkezi hükümetin kaynaklarını orantısız bir şekilde bizlerin kullandığı, onların yaptığı projelerle bunun gerçekleştiği söylendi. Mesela Şehir Hastanesi tramvayı yapılırken bu defalarca dile getirildi. “Ulaştırma Bakanlığı yapıyor, siz reklam yapıyorsunuz” denildi.

Birincisi, Ulaştırma Bakanlığı bunu yapıyor ama sonrasında Büyükşehir’den bunun tahsilatını gerçekleştiriyor ki yaptı da. Bunu bütün bilanço kayıtlarında sizler de görüyorsunuz. Bunun aynısını başka yerlerde de yapıyor. Mesela az önce ifade ettiğiniz dip çamuru meselesi gibi…

İzmir’de adı İZBAN olan raylı sistemi tamamen İzmir’e yapan da hükümettir. “Orada yapılmadı” demek doğru değil. Sadece bir örnek veriyorum. Bunun gibi sayısız örnek verebilirim. Bu doğru değil. Bu da yine oluşturulmak istenen bir algıdan ibaret.

Doçent doktor gibi ifadeler kullanarak yapılan hicvi de aldık, kabul ettik. “Yüzde seksen niye gerçekleşme oldu?” diyorsunuz. Biliyorsunuz, Büyükşehir Belediyelerinin gelirlerinin ana kaynağı merkezi bütçedir. İlde toplanan vergiler üzerinden bir oran ayrılır ve geri kalan kısmı belirli oranlar dahilinde bütün Büyükşehir Belediyelerine dağıtılır. Bu bütün belediyeler için böyledir.

İlçe belediyeleri için de yine kanunda belirtilen bir sistem vardır. Kaynaklar bu şekilde dağıtılır. Yani sistemin dışında “Ben kendi belediyeme fazla göndereyim, muhalefet belediyesine az göndereyim” gibi bir durum yoktur. Onlar eskidendi. Onlar sizin bu memleketi idare ettiğiniz dönemde oluyordu. Ankara’ya gidilip bütçe istenirdi, Ankara kime vermek isterse ona verilirdi. Ama şimdi otomatik hesaplama yöntemleri kanunda açıkça yer alıyor. Arkadaşlarımız size hangi maddeye göre hesaplandığını da anlatırlar.

Merkezi bütçe gelirlerinden yapılan hesaplamalar doğrultusunda biz geçen yıl bunun 53 milyar olacağını tahmin etmişiz. Bu oran, vergi gelirlerinin ne kadar artacağına bağlıdır. Vergi gelirleri beklenen kadar artmayınca bize gelen pay da 41 milyar seviyesinde kaldı.

Yani bizim bütçe gelir tahminimiz, merkezi hükümetin bütçe gelirleri ile ilde toplanan vergi gelirlerine bağlı olduğu için gerçekleşme oranı yüzde seksen oldu. Vergi gelirlerinin ne kadar olacağını tahmin etmek bizim işimiz değil. Biz bunu enflasyon ve eskalasyon hesaplarıyla öngörüp bütçeye ekliyoruz.

Önemli olan, Berna Hanım’ın sunumundaki teknik detaydı. Gerçekleşen bütçenin ne kadarının kullanıldığı önemliydi. Oradaki gerçekleşme oranının yüzde 97 olduğunu da az önce söyledi.

Yani burada benim konuyu bilmemle ilgili bir sorun yok. Sizin konuyu kavramamış olmanızla ya da ısrarla anlamak istememenizle ilgili bir sorun var.

Diğer yandan kıdem tazminatı konusu da bu mecliste defalarca konuşuldu. Kıdem tazminatları bir muhasebe işleminden ibarettir. Biz bu belediyeleri 2004 yılında devraldığımızda 44 belediye vardı. O dönem belediyelerde ödenmeyen maaşlar vardı. İbrahim Başkan bütün personelin maaşlarını Büyükşehir üzerinden ödedi.

O dönem bu şehirde esnaf, belediyede çalışan personele taksitli mal satmazdı. “Belediyede mi çalışıyorsun? Sana taksit yapmayız” deniliyordu. Bunlar unutuldu gitti.

Şimdi ise insanlar özel sektördeki işlerini bırakıp belediyeye geçmek istiyor. Gerçek tablo budur.

Kiralamayla satın alma tartışmasını yine manipüle ederek anlatmaya devam ettiniz. Biz hiçbir zaman “Kiralamak doğrudur, satın almak yanlıştır” gibi mutlak bir ifade kullanmadık. Tam tersini söyledik. Kiralamanın doğru olduğu işler vardır, satın almanın doğru olduğu işler vardır dedik.

Satın alma doğru olduğunda satın aldık, kiralama doğru olduğunda kiraladık. Ama siz slogan kısmında çok iyisiniz. Belediyeleri ilk devraldığınızda araçları otoparklara dizip “Bunlar israf yaptı” dediniz ama sonrasında araç sayılarını ikiye, üçe katladığınız yerleri de bu millet biliyor.

Dolayısıyla benim size teşekkür borcum yok. Tam tersine bu yanlış bilgiler nedeniyle halka özür borcunuz var. Hâlâ “Kiralama yaparız” diyorsunuz.

Dip çamuru meselesiyle ilgili de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı geçtiğimiz günlerde açıklama yaptı. Orada da ciddi bir manipülasyon var.

Bakın, İzmir’de altyapı yatırımları yapılmıyor. Yağmur suyu hatları ile kanalizasyon hatları aynı borudan akıyor. Bu durumda arıtma tesisleri çalışmaz. Yağmur yağdığı zaman sistem çöker ve yeniden çalışır hale gelmesi 20 gün ile 1 ay arasında sürer.

Bu süreçte kanalizasyon doğrudan denize gider. Deniz adeta fosseptik gibi kullanılmış olur.

Çevre Bakanlığı’nın söylediği şey çok net: “Önce arıtma tesislerini çalıştırın, yağmur suyu hatlarını kanalizasyon hatlarından ayırın. Altyapı yatırımını yapın, sonra dip çamuru temizliği çalışmasını birlikte yapalım.”

Kimse “Yapmayız” demiyor. Ama onlar üzerine düşeni yapmadığı için arıtma tesisleri çalışmıyor.

Bizim Kocaeli’de 23 arıtma tesisimiz çalışıyor. Bu tesisler sayesinde yılda yaklaşık 130 bin ton çamur denize gitmiyor. Eğer biz arıtma tesislerini çalıştırmasaydık ve sonra Çevre Bakanlığı’na “Gelin denizdeki çamuru temizleyelim” deseydik, bize de “Önce arıtma tesislerini çalıştırın” derlerdi.

Denize çamur gitmeye devam ederken dip çamurunu temizlemenin mantığı olmaz. Buradaki mesele budur.

İzmir’de ayrıca “Gelin siz yapın” deniliyor. Bizim yaptığımız projede bütçenin üçte birini Kocaeli Büyükşehir Belediyesi karşılıyor. Yaklaşık 50 milyon dolarlık kısmı Büyükşehir’in bütçesinden çıkıyor. Yani toplamda 2 ila 2,5 milyar TL’ye yakın kaynak Büyükşehir bütçesinden karşılanıyor.

Dolayısıyla burada da ciddi bir sorun var. “İzmir Körfezi bu milletin değil mi?” yaklaşımı akla ziyan bir yaklaşım.

Oradaki belediye başkanının öncelikle yapması gereken şey arıtma tesislerini çalıştırmak ve yağmur suyu hatlarını kanalizasyon hatlarından ayırmaktır. Çünkü yağmur suyu ve kanalizasyon aynı hatta aktığında arıtma tesisi çöker. Böyle bir durumda denizin çamurunu temizlemenin de anlamı olmaz.

Dolayısıyla burada kamuoyu çok ciddi şekilde manipüle ediliyor. Dediğim gibi slogan kısmında başarılı olabilirler ama icraat kısmı maalesef içler acısıdır.

Buradan İzmir’e de sabır diliyorum. İnşallah orası da yakın zamanda AK Parti belediyeciliğiyle tanışır ve gerekli çalışmalar yapılır diyorum.” İfadelerine yer verdi.

 

Exit mobile version