Ülkü Ocakları Kocaeli İl Başkanlığı tarafından 3 Mayıs Milliyetçiler Günü dolayısıyla düzenlenen konser programı, Kocaeli Kongre Merkezi’nde büyük bir katılımla gerçekleştirildi. “Geçmişten Bugüne Haydi Büyük Ülküye” sloganıyla düzenlenen etkinlikte milliyetçi camia bir araya geldi. Etkinliğe Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Fatih Aydın MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı MHP Kocaeli MDK Üyesi Hilal Elmas, MHP Kocaeli İl Başkanı Kamil Akın, MHP Kocaeli İl Yönetimi ve İlçe Başkanları ve ülküdaşlar katılım sağladı.
Açılış konuşması yapan Ülkü Ocakları Kocaeli İl Başkanı Abdülkadir Özdemir,” Dava arkadaşlarım, asil kanlı Türk gençliği ve aziz Türk milleti… Sözlerime, binlerce yıllık şanlı mazimizin yankılandığı, ecdadımızın taşa kazıdığı o kutlu çağrıyla başlamak istiyorum. Orhun Abideleri’nden Bilge Kağan şöyle seslenir bizlere: “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini, töreni kim bozabilir?” Bizler bugün o ilin ve törenin yılmaz bekçileri olarak buradayız. Tarihsel sürekliliğimizin, milli şuurumuzun ve direnişimizin sembol tarihlerinden birini idrak etmek üzere bugün burada toplanmış bulunuyoruz.
Bugün 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’dür. Ancak takvim yaprakları 3 Mayıs’ı gösterdiğinde, adeta bir tarihçi titizliğiyle maziye baktığımızda bu tarihin hüznü ve gururunu bir arada barındıran muazzam bir gün olduğunu görürüz. Zira 3 Mayıs yalnızca yakın tarihimizin bir dönüm noktası değil, aynı zamanda çağ açıp çağ kapatan büyük cihan padişahı Ulu Hakanımız Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1481 yılında fani âlemden ebediyete irtihal ettiği gündür.
Fatih Sultan Mehmet, “İmkânın sınırını görmek için imkânsızı denemek lazım” diyerek Peygamber Efendimizin müjdesine mazhar olmuş, gemileri karadan yürüterek Konstantiniyye’yi İstanbul yapmış ve Türk’ün kudretini cihana göstermiştir. Onun fethettiği bu aziz şehir, asırlar sonra emperyalistlerin çizmeleri altında ezilmek istendiğinde, o karanlık işgal yıllarında bir başka Türk başbuğu sahneye çıkmıştır: Ulu Önderimiz, Yolbaşçımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Düşman zırhlılarını İstanbul Boğazı’nda gördüğünde “Geldikleri gibi giderler” diyerek fetih ruhunu yeniden canlandırmış, İstanbul’u ve vatanı işgalden kurtararak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerini atmıştır. Bizler bugün Türk gençliği olarak, 3 Mayıs’taki büyük emanetimize tıpkı Yolbaşçımız Atatürk gibi sarsılmaz bir inançla sahip çıkıyoruz. Fatih’in kılıcıyla fethettiği, Atatürk’ün çelik iradesiyle kurtardığı bu vatanın her karış toprağını kanımızın son damlasına kadar savunacağız.
Kıymetli ülküdaşlarım, tarih nehrinin akışı içerisinde 3 Mayıs 1944 yılına gelindiğinde bir başka şahlanış sahne olmuştur. O karanlık günlerde milliyetçi aydınlarımızın, vatansever gençlerimizin üzerine devletin gücünü kullanarak karabasan gibi çöken zihniyete karşı yankılanan ateşli duruş; Ankara sokaklarında dönemin zorbalıklarına karşı göğsünü siper eden Türk’ün gururunu ve şuurunu haykıran binlerce milliyetçi gencin destanıdır. O gün Hüseyin Nihal Atsız Bey’in yaktığı meşale, mahkeme salonlarından taşmış ve sokakları aydınlatmıştır. Atsız Hocamızın o keskin ve dik duruşunu kendi dizeleriyle hatırlatmak isterim:
“Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir. Türk malı, Türk mülkü, Türk parası, Türk vatanı, Türk bayrağı, Türk dini senindir.” İşte bu şuurla hareket edenler, o dönemde “tabutluklar” denilen, insanın ayakta durmakta bile zorlandığı, nefes almanın bir lütuf sayıldığı işkence hücrelerine atıldı. 3 Mayıs’ta yaşanan hadiseler, bir fikrin çileyle, acıyla ve işkenceyle sınanmasıdır. Ancak unuttukları bir şey vardı: Fikirler tabutluklara asla sığmaz. Tabutluklarda yargılanan, eziyet gören, zindanlara atılan o mukaddes Türk milliyetçiliği fikriyatı bugün devletin en temel taşı hâline gelmişse, bu hiç şüphesiz Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyefendi’nin benzersiz siyasi dehasının ve eşsiz başarısının sonucudur. Başbuğumuz, o tabutluklardan bir siyasi hareket, bir mefkûre ordusu çıkarmayı bilmiştir. “Hepiniz birer Türk bayrağısınız; bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin” diyerek bizlere omuzlarımızdaki o ağır ve şerefli yükü hatırlatmıştır.
1944’ün 3 Mayıs’ında bir avuç inanmış adamın başlattığı bu yürüyüş, Başbuğ’un liderliğinde milyonların kalbinde atan bir sevdaya, bir siyasi doktrine dönüşmüştür. Aziz dava arkadaşlarım, bugün o bayrak asla yere düşmemiştir ve düşmeyecektir. Türk milliyetçiliği davası bugün Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin emin ellerinde, onun tavizsiz duruşuyla yükselmektedir. Liderimizin rehberliğinde, bu duygu yüklü ve tarihi günde; mikrofonların ve bu coşkulu kalabalığın şahitliğinde bir kez daha haykırmak istiyorum: Bizler Fatih Sultan Mehmet Han’ın mirasçıları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetçileri, Hüseyin Nihal Atsız’ın gür sesi, Başbuğ Alparslan Türkeş’in neferleri, Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in evlatlarıyız. Bizler Türk milletinin demirden zırhı, bükülmez bileğiyiz. 3 Mayıs Milliyetçiler Günümüz kutlu olsun. Ruhlarımız fetih coşkusuyla, kalplerimiz Türklük sevdasıyla dolsun. Varlığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuzluğuna armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!” ifadelerine yer verdi.

