Durmaz, özellikle istediği sonucu alamayan öğrencilerin üzerindeki baskının artırılmaması gerektiğini belirterek, ailelerin çocuklarını desteklemesi ve mevcut seçenekleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
SINAV KAYGISI ÖĞRENMEYİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Sınav sürecinde yaşanan kaygının öğrenmeyi olumsuz etkilediğini belirten Durmaz, “Sınavda karşı taraf tarafından sınandığınızda bir kaygı oluşuyor. Bu durumda öğrenme kısıtlanıyor. Biz ne kadar kaygıdan uzak kalabilirsek, duygularımızı kontrol edebilirsek başarılı olabilme şansımız yüksek olur. Kaygı ile öğrenme arasındaki ilişkide kaygı olduğunda öğrenme düşüyor. En başta duygumuzu bilmeliyiz. Duygularımızı kabul edersek onları daha iyi yönetebiliriz” dedi.
“SINAV, ÇOCUKLARIN BAŞARISINI BELİRLEYECEK TEK UNSUR DEĞİL”
Sınavın ebeveynlerin değil öğrencilerin süreci olduğunu vurgulayan Durmaz, “Sınavlar ebeveynlerin sınavı değil. Bu çocukların sınavı. Sınav, çocukların başarısını belirleyecek tek unsur değil. Çocuklar ebeveynlerin bölünmez bir parçası. Çocuklar ebeveynlerdeki duyguyu hissediyor. Ebeveynler sakin kalabilirse çocuklar da sakin kalabilir. Çocukların gerçek başarıya ulaşabilmesi için en başta mutlu olmaları ve kaygıdan uzak olmaları gerekiyor. Aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmamalı” diye konuştu.
“ÇOCUĞUNUZU BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN”
Ailelerin çocuklarını başka öğrencilerle kıyaslamaması gerektiğini de belirten Durmaz, “Ebeveynler sınavın öncesinde ve sonrasında mukayeseye maruz kalmamalı. Onların başarısını başka çocukların başarısıyla kıyaslamayalım. Her çocuğun kendine özel becerileri oluyor. Bir başka çocuk ile kıyas yapmak çocukların ruh sağlığına zarar veriyor” ifadelerini kullandı.

