2026-2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde Doping Hafıza Bilim Kurulu ve Yönetim Kurulu bir araya gelerek Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatını kapsamlı şekilde değerlendirdi. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Arif Karakuş, Doping Hafıza’nın farklı ülkelerdeki eğitim yaklaşımlarını, eğitim teknolojilerini, yapay zekâ uygulamalarını ve öğrenme bilimindeki gelişmeleri takip ettiğini belirterek modeli küresel bir perspektifle değerlendirdiklerini ifade etti. Karakuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin Türkiye’nin eğitim alanındaki en önemli paradigma değişimlerinden biri olduğunu söyledi.
“EĞİTİMDE ASIL KIRILMA BİLGİYİ KULLANABİLMEK”
Dünyada eğitim anlayışının değiştiğine dikkat çeken Karakuş, gelecekte üretici düşünme, dayanıklılık, esneklik, teknoloji okuryazarlığı, merak ve yaşam boyu öğrenme gibi becerilerin daha fazla önem kazanacağını belirtti. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin öğrencilerin yalnızca ne bildiğine değil, sahip olduğu bilgiyi nasıl kullandığına odaklandığını ifade eden Karakuş, yeni sistemde 20 bütünleşik kavramsal becerinin yanı sıra karar verme, problem çözme ve eleştirel düşünme gibi üst düzey düşünme becerilerinin de ele alındığını söyledi. Karakuş, öğrencilerin merak, üreticilik, öz güven ve analitik düşünme gibi 21 farklı eğiliminin de sistematik biçimde değerlendirildiğini kaydetti.
“YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA SADECE BİLGİ EZBERLETİLEMEZ”
Yapay zekânın bilgiye erişimi saniyelere indirdiğini belirten Karakuş, eğitimde asıl hedefin öğrencilerin bilgiyi analiz edebilmesi, doğru ile yanlışı ayırt edebilmesi, problem çözebilmesi ve yeni fikirler üretebilmesi olması gerektiğini ifade etti. Karakuş, yeni modelin bu yönüyle öğrencilerin yalnızca sınavlara hazırlanmalarını değil, geleceğin dünyasında ihtiyaç duyacakları becerileri kazanmalarını hedeflediğini belirtti.
MODELDE “ERDEM-DEĞER-EYLEM” VURGUSU
Doping Hafıza’nın farklı ülkelerdeki eğitim modelleriyle karşılaştırmalı değerlendirme yaptığını aktaran Karakuş, Finlandiya’nın disiplinler arası öğrenme, Estonya’nın dijital eğitim, Singapur’un analitik düşünme ve Japonya’nın akademik ve ahlaki gelişimi birlikte ele alan yaklaşımlarıyla öne çıktığını söyledi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ise farklı yaklaşımları bir eğitim mimarisi içerisinde bir araya getirdiğini belirten Karakuş, modelin buna ek olarak “Erdem-Değer-Eylem” boyutunu merkeze aldığını ifade etti. Karakuş, adalet, saygı ve sorumluluğun temel değerler olarak öne çıkarıldığını belirterek, özellikle yapay zekâ çağında teknolojik gücün artmasıyla birlikte etik sorumluluğun da önem kazandığını vurguladı.
“YETKİN VE ERDEMLİ İNSAN” HEDEFİ
Model kapsamında yürütülen izleme çalışmalarında öğretmen görüşlerinin değerlendirildiğini ve beceri temelli soru çalışmalarında öğrencilerle pilot uygulamalar gerçekleştirildiğini aktaran Karakuş, sistemin ölçüm, gözlem ve geri bildirimlerle geliştirildiğini belirtti. Karakuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin doğru uygulandığında farklı ülkelerin eğitim alanındaki güçlü yönlerini Türkiye’nin kültürü ve eğitim geleneğiyle bir araya getirebilecek bir yapıya sahip olduğunu savundu. Türkiye’nin eğitimde yalnızca bugünün sınavlarına hazırlanan öğrenciler yetiştirmek yerine geleceğin dünyasında yaşayacak bireyler yetiştirmeye doğru önemli bir adım attığını ifade eden Karakuş, modelin temelinde “yetkin ve erdemli insan” yetiştirme anlayışının bulunduğunu söyledi.

