Kocaeli’de adli yıl başladı: Karakadılar’dan önemli mesajlar

Kocaeli Barosu Başkanı Caner Karakadılar, 2026-2027 adli yılının başlaması dolayısıyla düzenlenen törende yargı bağımsızlığından tutuklama uygulamalarına, avukatlara yönelik şiddetten mesleğin ekonomik sorunlarına kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Karakadılar, “Avukatın özgür olmadığı yerde yurttaş da hakkını özgürce savunamaz” dedi.

20 Temmuz’da başlayan adli tatilin 31 Ağustos’ta sona ermesinin ardından 2026-2027 adli yılı başladı. Kocaeli Barosu, yeni adli yılın ilk gününde İzmit Kent Meydanı’nda çelenk sunma töreni gerçekleştirdi.

Saat 09.15’te düzenlenen törene Kocaeli Barosu Başkanı Caner Karakadılar ve baro yönetiminin yanı sıra geçmiş dönem baro başkanları Ersayın Işık, Cumhur Karakadılar, Mehmet Gül ve Sertif Gökçe katıldı.

Törende ayrıca baro başkan adayları Başar Değer, Serdar Solak, Gülhanım Kara ve Mehmet Emre Kalaycı ile çok sayıda avukat yer aldı.

Çelenk sunumunun ardından konuşan Caner Karakadılar, yeni adli yılın Türkiye’de hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve savunma hakkının güçlendirildiği bir dönem olması temennisinde bulundu.

“ADALETE OLAN GÜVEN ZEDELENİYOR”

Bir ülkenin gerçek gücünün, yurttaşların hukuk karşısında kendilerini güvende, eşit ve özgür hissetmesiyle ölçülebileceğini belirten Karakadılar, hukuk devletinin bağımsız yargı ve güçlü savunma mekanizmasıyla mümkün olduğunu söyledi.

Karakadılar, son dönemde yürütmenin yargı süreçlerine müdahale ettiği yönündeki kaygılar, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ilişkin tartışmalar, ölçüsüz koruma tedbirleri ve yargı süreçlerinin siyasal tartışmaların parçası haline gelmesinin adalete olan güveni zedelediğini ifade etti.

“SORUŞTURMA, İTİBAR İNFAZINA DÖNÜŞMEMELİ”

Karakadılar, soruşturmaların somut olgulara dayanması ve kanuni usullere uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Özellikle gözaltı ve tutuklama uygulamalarına dikkat çeken Karakadılar, seçilmiş belediye başkanları başta olmak üzere çağrıldığında ifade vermeye gidebilecek kişilere yönelik operasyonların, istisna olması gereken gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin yaygınlaştırılmasının ve soruşturma dosyalarının kamuoyuna servis edilmesinin masumiyet karinesi ile lekelenmeme hakkını zedelediğini söyledi.

Karakadılar, “Bu olumsuz uygulamalar tutuklamayı peşin bir cezaya, soruşturmayı ise bir itibar infazına dönüştürmektedir” ifadelerini kullandı.

ÇERÇEVE YASA İÇİN “TOPLUMUN HASSASİYETLERİ GÖZETİLMELİ” MESAJI

Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak anılan 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a da değinen Karakadılar, düzenlemeyi önemsediklerini ancak toplumun önemli bir bölümünde soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

Karakadılar, bundan sonraki süreçte hazırlanacak uygulama yasalarının toplumsal dayanışma ve bütünleşmeye hizmet etmesi, hukuk devleti ve kanun önünde eşitlik ilkelerinden ayrılmaması ve toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerini karşılaması gerektiğini söyledi.

“DOSYALARIN ARKASINDA İNSAN HAYATI VAR”

Yargılamaların makul sürede tamamlanamamasının adalet sisteminin önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Karakadılar, mahkemelerdeki her dosyanın arkasında bir insan hayatı bulunduğuna dikkat çekti.

İşçilik alacağı, boşanma, velayet, miras, ceza ve idari davaların vatandaş açısından hayatlarının en önemli dönemlerinden birini oluşturabileceğini ifade eden Karakadılar, geciken adaletin telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceğini söyledi.

Karakadılar, dosyalara yalnızca birer sayı olarak değil, insanların hayatlarına ve geleceklerine dokunan süreçler olarak yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

YENİ YARGI PAKETİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

Yakın zamanda yayımlanan 12. Yargı Paketi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karakadılar, yargı reformunun yalnızca çıkarılan kanunların sayısıyla ölçülemeyeceğini belirtti.

Karakadılar, asıl ölçünün Anayasa ve yürürlükteki kanunların herkese eşit şekilde uygulanması olduğunu ifade ederek ifade ve basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, sendikal haklar, seçme ve seçilme hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğinin etkili biçimde korunması gerektiğini söyledi.

“BAROLARIN BAĞIMSIZLIĞI HUKUK DEVLETİNİN GÜVENCESİ”

Baroların bağımsızlığı ve kurumsal özerkliğinin hukuk devletinin önemli güvencelerinden biri olduğunu dile getiren Karakadılar, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunan baroların hedef alınmasının savunma hakkına zarar verdiğini kaydetti.

Avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Karakadılar, avukatın mesleki faaliyeti nedeniyle soruşturulmasının veya özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yalnızca bireysel bir hak ihlali olmadığını, bunun doğrudan savunma hakkı ve adil yargılanma ilkesini ilgilendirdiğini söyledi.

AVUKATLARA YÖNELİK ŞİDDETE TEPKİ

Avukatlara yönelik fiziksel ve sözlü saldırıların arttığına dikkat çeken Karakadılar, mesleğin bağımsız, özgür ve güvenli koşullarda yapılabilmesi için gerekli adımların atılması çağrısında bulundu.

Türkiye’nin “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni imzalaması gerektiğini belirten Karakadılar, “Bir kez daha ifade ediyoruz; avukatın özgür olmadığı yerde yurttaş da hakkını özgürce savunamaz” dedi.

GENÇ AVUKATLAR İÇİN BAĞ-KUR DESTEĞİ TALEBİ

Avukatların ekonomik açıdan da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Karakadılar, CMK ve adli yardım ücretlerinin artırılması, bu hizmetlerden alınan KDV’nin kaldırılması ve ödemelerin zamanında yapılması çağrısında bulundu.

Özellikle mesleğe yeni başlayan avukatların desteklenmesi gerektiğini ifade eden Karakadılar, genç girişimcilere sağlanan bir yıllık Bağ-Kur sigorta prim desteğinin genç avukatlar için yeniden aktif hale getirilmesini talep etti.

HUKUK EĞİTİMİNE DESTEK

Karakadılar, hukuk eğitiminin niteliğini artırmaya yönelik adımları da desteklediklerini açıkladı.

2026 YKS’de hukuk fakülteleri için başarı sıralamasının 100 bine yükseltilmesi, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nın uygulanması ve hukuk fakültelerinin kontenjanlarının yaklaşık yüzde 45 oranında azaltılmasının olumlu adımlar olduğunu belirten Karakadılar, nitelikli hukuk eğitiminin adalet sisteminin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

YENİ KOCAELİ ADLİYE BİNASI İÇİN İHALE BEKLENTİSİ

Kocaeli’nin uzun süredir gündeminde olan yeni adliye binasına da değinen Karakadılar, projenin 2026 yılı yatırım planına alınmasının ardından inşaat ihalesinin yapılacak olmasının kent açısından memnuniyet verici olduğunu ifade etti.

Karakadılar, yeni adliye binasının Kocaeli’de yargı hizmetlerinin daha sağlıklı koşullarda yürütülmesine katkı sağlayacağını belirtti.

“HUKUKSUZLUĞUN KİMDEN GELDİĞİNE BAKMAYACAĞIZ”

Kocaeli Barosu olarak savunmanın bağımsızlığını, baroların özerkliğini, yargının tarafsızlığını ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceklerini belirten Karakadılar, yeni adli yıl mesajını şu sözlerle tamamladı:

“Adalet talebimizin muhatabı kim olursa olsun, hukukun yanında; hukuka aykırılığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine, Cumhuriyetimizin demokratik ve laik hukuk devleti niteliğine bağlı kalacağız. Hukuksuzluğun kimden geldiğine veya kime yöneldiğine asla bakmayacağız.”

Karakadılar, 2026-2027 adli yılının hâkim ve savcı bağımsızlığının güçlendiği, avukatların görevlerini özgürce yerine getirebildiği, mahkeme kararlarının eksiksiz uygulandığı ve her yurttaşın adaletle buluştuğu bir yıl olması temennisinde bulundu.

Exit mobile version