Geçtiğimiz aylarda İstanbul Balat’ın o tarih kokan sokaklarında, sıradan gibi görünen ama aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının kronometresini durduran bir hadise yaşandı. Bir antikacı dükkanı, bir hırsız ve çalınan 200 yıllık bir saat…
Olayın başrolünde, Fener Rum Patrikhanesi’nin koridorlarında “yüksek mevkilerde” boy gösteren, Başpapaz Barthelemeos’un itimat ettiği isimlerden biri olan Agathangeleos Siskos vardı. Siskos, Balat’taki meşhur CERES antika dükkanına girdiğinde, kimse o cübbenin altında saklanan elin, sadece bir saate değil, Türkiye’nin yargı yetkisine de uzanacağını tahmin edemezdi.
Profesyonel Bir Soygun, Amatör Bir Savunma
Siskos, şüphe çekmemek adına önce 1.000 Euro ödeyerek bir çift fincan takımı satın alıyor. Hemen ardından, profesyonel bir hamleyle vitrindeki 1800’lü yıllara ait, değeri yaklaşık 500.000 TL olan köstekli antika saati avucunun içine hapsedip dükkandan ayrılıyor.
Kamera kayıtları gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunda ve polis Siskos’u çalıntı saatle yakaladığında alınan cevap ise trajikomikti: “Saati elimde unutmuşum.”
Saatin Akrebi Neyi Gösteriyor?
Bu olay, sadece “adi bir hırsızlık” vakası olarak geçiştirilemez. Çünkü çalınan o 200 yıllık saat, aslında bize “vaktin geldiğini”gösteriyor. Hangi vaktin?
Lozan Antlaşması ile belirlenen sınırların test edildiği vaktin,
Bir dini kurumun, kendi personelini Türk yargısından nasıl “kaçırdığını” sorgulama vaktinin,
Anayasa’nın 9. maddesindeki “Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” hükmünün neden Balat’ta işlemediğini sorma vaktinin…
Hırsız Neden Serbest?
Antikacı dükkanı sorumlusu Emel Hanım’ın isyanı hepimizin isyanıdır: “Hırsız nasıl serbest bırakılır?” Eğer bu hırsızlığı yapan sıradan bir vatandaş, bir kamu görevlisi veya bir din görevlisi (imam) olsaydı, şu an demir parmaklıklar ardında gün sayıyor olacaktı. Ancak Siskos, “özel bir koruma kalkanı” ile serbest bırakıldı. Çünkü o, sadece bir hırsız değil, Fener Rum Patrikhanesi’nin kendi içinde kurduğu ve adına “Patrik Mahkemesi” dediği illegal bir yapının “üyesiydi”.
Bu yazı dizisinin bir sonraki bölümünde, asıl büyük skandalı; yani Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, Türk mahkemelerini yok sayarak kurulan o gizemli “Ekümenlik Mahkemesi”ni ve Siskos’un bu mahkemedeki “hakimlik” sıfatını belgeleriyle konuşacağız.
Yarın: “Anayasa’ya Paralel Yargı: Fener’in Sözde ‘Patrik Mahkemesi'”

