Koruyucu Zırhlar ve Danıştay’daki Gizli Eller
Sayın Kılıçdaroğlu,
Genel Merkez kürsüsünden meydan okuyarak, “Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız” dediniz. Partiyi yeniden olağanüstü bir kurultay sürecine sokarak o “delege borsalarını” kuran elitlerden hesap soracağınızı ilan ettiniz. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu, siz her zamanki gibi meseleyi sadece parti içi delegelerin el kaldırmasından ibaret görüyorsunuz. Göremediğiniz ya da yüzleşmekten korktuğunuz asıl gerçek şu: Karşınızdaki kirli yapılar, güçlerini sadece parti içi tüzüklerden veya delege sayılarından almıyor; onlar Ankara’nın derin bürokratik koridorlarında, yüksek yargının dehlizlerinde kendilerine kurulan “Koruyucu Zırhlar” sayesinde ayakta kalıyorlar!
Siz genel başkanlığınız döneminde yerelde yükselen usulsüzlük ve talan çığlıklarına karşı kulaklarınızı tıkarken, o koruma kalkanları çoktan devreye alınmıştı. Yerel yönetimlerde dönen o muazzam “Mali İlişki Ağları” adli ve idari makamların önüne kadar gittiği halde, Ankara’daki birtakım gizli eller bu dosyaları sumen altı etmek, belediye başkanlarını hukuki soruşturmalardan kaçırmak için adeta seferber oldu.
Ben bu satırların yazarı Vedat Çalık olarak, yerelde üretilen usulsüzlük iddialarının Ankara’daki yüksek yargı duvarlarına nasıl çarptırıldığını, kimlerin kimleri hangi pazarlıklarla koruduğunu 23 Ocak 2024 tarihinde kaleme aldığım köşe yazımla tüm çıplaklığıyla ifşa ettim.
Siz Ankara’da “Temiz Siyaset” nutukları atarken, yüksek yargının koridorlarında dönen o koruma operasyonuna karşı yaptığım sarsıcı uyardığım yazımın bağlantısını şuraya bırakıyorum: 👉 Danıştaydaki Gizli El – Fatma Kaplan Hürriyeti Kim Koruyor?
Sayın Kılıçdaroğlu; yerel basının kısıtlı imkanlarıyla ipliğini pazara çıkardığı, müfettiş raporlarına girmiş usulsüzlük dosyaları Danıştay’ın, İçişleri Bakanlığı’nın ve Ankara bürokrasisinin labirentlerinde kaybettirilirken genel merkeziniz hukukçularıyla neden bu dosyaların takipçisi olmadı? Kendi belediye başkanlarınız hakkında ortaya atılan bu ağır iddialar karşısında hukuki süreçlerin önünü açmak yerine, o “gizli ellerin” sağladığı konforlu sessizliğe neden ortak oldunuz?
O gün hukukun ve denetimin işletilmesine göz yumduğunuz, “Haram Saadetlerine” koruma kalkanı olan o gizli bürokratik odaklar, vakti geldiğinde o belediye başkanlarının arkasındaki mali gücü konsolide ettiler. Ve o güç, Ankara’da kurdukları delege borsalarıyla sizin siyasi geleceğinizi ipotek altına aldı. Yargı zırhıyla korunanlar, nihayetinde genel merkez koridorlarında sizi vurdu.
Nihayetinde, vadettiğiniz o temiz geleceğin sınırlarını çizmek adına soruyorum:
Sayın Kılıçdaroğlu; yerel yönetimlerdeki talan dosyalarını yüksek yargının dehlizlerinde sumen altı eden Ankara’daki o gizli elleri, o koruyucu zırhları ve delege borsalarını arkadan yöneten bürokratik elitleri kökünden söküp atmadan; sadece sandık koyarak o “temiz, tertemiz kurultay” sözünüzü bu millete nasıl tutacaksınız?
MASAK ve Hukuki Erken Uyarı: “Haram Saadeti Yarım Kalır”
Sayın Kılıçdaroğlu,
Yeniden çıktığınız o kürsüde meseleyi hala sadece bir parti içi bayrak yarışı, bir delege mücadelesi ya da “altı ok” ilkelerinin savunulması olarak çerçevelemeye çalışıyorsunuz. Yaşadığınız tasfiyeyi “koynumda beslediğim gafiller bana ihanet etti” sığlığına indirgiyorsunuz. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu, yanılıyorsunuz. Ortadaki mesele artık bir parti içi disiplin sorunu olmaktan çıkmış, doğrudan bir kamu hukuku, bir yetim hakkı ve devletin egemenlik sınırlarını ilgilendiren mali bir suç davası haline gelmiştir. Sizin “göremedim” diye geçiştirdiğiniz o “Mali İlişki Ağları”, devletin en üst denetim mekanizmalarının radarına girecek kadar sınırları aşmıştır.
Siz Ankara’da olağanüstü kurultay hesapları yapadursun; ben bu satırların yazarı Vedat Çalık olarak, bu kirli çarkların sadece siyasi değil, hukuki olarak da nasıl bir duvara toslayacağını aylar öncesinden ilan ettim. Aralık 2023 ve Ocak 2024 tarihlerinde kaleme aldığım köşe yazılarımla, meseleyi doğrudan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) düzeyine taşıyarak devletin denetim mekanizmalarına açık bir erken uyarıda bulundum.
“Güneş balçıkla sıvanmaz, haram saadeti yarım kalır” diye haykırırken, yerel yönetim kasalarının doğrudan doğruya nasıl boşaltıldığını tüm ülkeye şu satırlarla deşifre ediyordum:
21 Kasım 2023: Güneş Balçıkla Sıvanmaz Haram Saadeti Yarım Kalır
Sayın Kılıçdaroğlu; bir şehrin, bir belediyenin doğrudan doğruya soyulan kasasına karşı yerel basın MASAK’ı, mali müfettişleri ve devletin yargısını göreve çağırırken; siz neden sustunuz? Genel başkanlık yetkilerinizi elinizde bulundurduğunuz o dönemde, bu iddiaları ihbar kabul edip partinizin öz denetim mekanizmalarını neden çalıştırmadınız? Neden o “Haram Saadetlerinin” sürmesine, o kasaların boşaltılmasına sessiz kalarak zımni bir onay verdiniz?
İşte o gün üstüne gitmediğiniz, “yerel basının iddiası” diyerek küçümsediğiniz ya da işinize gelmediği için sümen altı edilmesini izlediğiniz o mali çarklar, yarın devletin resmi kurumları tarafından tüm çıplaklığıyla tescillendiğinde ne yapacaksınız? Hukuk, o sahte parıltılı dünyaları yıktığında, kamu malına çökenlerin yakasına yapıştığında hangi yüzle meydanlara çıkacaksınız?
Nihayetinde, yaklaşan hukuki fırtınayı hatırlatarak soruyorum:
Sayın Kılıçdaroğlu; devletin kurumları, müfettişleri ve MASAK yarın bu kirli mali çarkları resmen durdurup sorumluları yargı önüne çıkardığında; yine o eski konforlu sığınağınıza çekilip ‘Vallahi yine fark edemedim’ diyerek kenara mı çekileceksiniz, yoksa bugünden elimizdeki bu belgelere, bu erken uyarılara kulak verip kamu davasına müdahil mi olacaksınız?
Devam Edecek:

