CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA AÇIK MEKTUBUMDUR 5.Bölüm 

“Adrese Geldim Siz Gelemediniz” – Meydan Okuma Sayın Kılıçdaroğlu, Uzun süren sessizliğinizi bozup Genel Merkez kürsüsüne çıktığınızda adeta bir kahraman edasıyla kılıç kuşandınız. “Ben bu kavgayı yeniden başlatıyorum” diyerek meydan okudunuz. Kendinizi yolsuzluklara karşı savaş açan tek lider gibi göstermeye çalıştınız. Ancak sormazlar mı adama: Bu kavga yeni mi başladı? Biz bu meydanda yıllardır tek […]

“Adrese Geldim Siz Gelemediniz” – Meydan Okuma

Sayın Kılıçdaroğlu,

Uzun süren sessizliğinizi bozup Genel Merkez kürsüsüne çıktığınızda adeta bir kahraman edasıyla kılıç kuşandınız. “Ben bu kavgayı yeniden başlatıyorum” diyerek meydan okudunuz. Kendinizi yolsuzluklara karşı savaş açan tek lider gibi göstermeye çalıştınız. Ancak sormazlar mı adama: Bu kavga yeni mi başladı? Biz bu meydanda yıllardır tek başımıza çarpışırken siz neredeydiniz?

Siyasetçiler rüzgara göre yön değiştirmeyi, koltukları altlarından kayınca hakikatleri hatırlamayı bir maharet sayabilirler. Ancak gazetecilik, yerinde sabit durmayı, en güçlü fırtınalarda bile savrulmamayı gerektirir. Siz genel başkanlık koltuğunun sağladığı o muazzam güçle etrafınıza koruma duvarları örerken; bu satırların yazarı Vedat Çalık, her türlü tehdide, yalnızlaştırılmaya ve baskıya rağmen İzmit’in sokaklarında, İlke Kocaeli Gazetesi’ndeki köşesinde tek başına o çetelere meydan okuyordu.

Biz hiçbir yere kaçmadık, hiçbir gücün karşısında eğilmedik. Karşımızdaki “Mali İlişki Ağları” bize parmak sallarken, biz adresi verdik ve dimdik bekledik.

Hafızanızı tazelemek ve bir yazarın güce karşı gösterdiği o korkusuz duruşu idrak etmeniz için Kasım 2023 tarihindeki o açık meydan okumalarımızı şuraya iliştiriyorum:

18 Kasım 2023: Vedat Çalık’tan Sert İddialar: Kuşadası’ndan Sonra Sıra İzmit’te

26 Kasım 2023: Adrese Geldim Siz Gelemediniz, Şimdi Sıra Sizde

Sayın Kılıçdaroğlu; sizin o çok korktuğunuz, rüşvetçi ilan edip partiden söküp atamadığınızı itiraf ettiğiniz yapılar en güçlü dönemlerindeyken, ben “Adrese geldim, siz gelemediniz” diyerek meydan okuyordum. Kusurları örtmek için Kuşadası’ndan İzmit’e kadar kurulan o organize PR tezgahlarını tek tek patlatıyordum. Biz taşrada, bir yerel gazetenin kısıtlı imkanlarıyla bu baronların uykularını kaçırırken; siz altınızdaki koltuğu alt etmek isteyenlerin finansal lojistiğine göz yumuyordunuz.

Gerçek cesaret, güç elindeyken o gücü haksızlığın üzerine sürebilmektir. Koltuğu kaybedip, siyasi olarak köşeye sıkışınca rüşvetten, talandan, delege borsalarından bahsetmek cesaret değil, gecikmiş bir can havlidir. Biz her şeyin yerli yerinde durduğu, o çarkların oluk oluk para akıttığı günlerde de adresteydik, bugün de aynı adreste hesap sormaya devam ediyoruz.

Nihayetinde, aramızdaki o derin etik ve siyasi cesaret farkını yüzünüze vurarak soruyorum:

Sayın Kılıçdaroğlu; siz ancak koltuğu kaybedip sırtınızdan hançerlenince rüşvetçileri ihbar etmeye ve konuşmaya başladınız. Biz ise o çetelerin en güçlü, en kibirli olduğu dönemde bile o adreste dimdik bekliyorduk. Sizin o çok övündüğünüz siyaset cesaretiniz, ne zaman rüzgara göre pozisyon almayı bırakıp, hakikati zamanında haykıran bu yerel kalemin hakkını teslim etmeyi gerektirecek?

Geleceğe Çağrı: “Bugün de Görmezseniz Tarih Sizi Affetmeyecek”

Sayın Kılıçdaroğlu,

Geldik 5 bölümlük açık mektubumuzun, yani sizin gecikmiş itiraflarınızla bizim yıllar öncesinden mühürlediğimiz hakikatlerin çarpıştığı bu yazı dizisinin finaline. Konuşmanızın sonunda gözlerimizin içine bakarak, adeta bir teslimiyet duygusuyla şu sarsıcı kelimeleri döktünüz heybenizden: “Benim temiz niyetimi sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.”

Şimdi bu satırların yazarı Vedat Çalık olarak, bu şehrin yetim hakkını savunan bir gazeteci ve kamuoyu adına o kürsüden dilediğiniz affa ve talep ettiğiniz helalliğe nihai yanıtı veriyorum:

Siyasette helallik, geçmişe ağlayarak ya da “kandırıldım” edebiyatının arkasına sığınarak alınamaz, Sayın Kılıçdaroğlu!

Bu aziz milletin, Kocaeli halkının ve tüyü bitmemiş yetimlerin hakkının rüşvet çarklarında, “Mali İlişki Ağlarında”, “Ekrem İmamoğlu Çetesi ve Fatma Kaplan Hürriyet ortaklığında” erimesine genel başkanlık gücünüz elinizdeyken sessiz kaldıysanız; bunun affı sadece kuru bir özürle gerçekleşemez. Kul hakkının helalliği, ancak ve ancak o hakkı gasbedenlerin üzerine bugün bile olsa korkusuzca gitmekle, hakikatin yanında saf tutmakla mümkündür.

Siz dün “Göremedim, fark edemedim” diyerek kendinize konforlu bir muafiyet alanı yaratmaya çalıştınız. Peki ya bugün? Artık kör taklidi yapabileceğiniz, “etrafımı sarmışlar haberim yoktu” diyebileceğiniz o menfaat duvarları yıkıldı. Hakikat tüm çıplaklığıyla meydanda. İşte günlerdir önünüze serdiğimiz İlke Kocaeli Gazetesi arşivi! İşte tarih tarih, isim isim, makbuz makbuz, fatura fatura bu ülkenin Erken Uyarı Sistemi olarak önünüze koyduğumuz o somut yolsuzluk ve ihanet dosyaları!

Eğer kürsüden yükselttiğiniz o feryatta samimiyseniz, eğer delege borsalarından, market poşetlerindeki paralarından, rüşvetçi belediye başkanlarından gerçekten hesap sormak istiyorsanız; o “Haram Saadetlerini” kuranların yakasına ilk önce siz yapışacaksınız. Sizi koltuğunuzdan indiren o finansal ahtapotun kollarını, bizim Kocaeli’den kırıp önünüze koyduğumuz gibi, siz de Ankara’dan lanetleyeceksiniz.

Mektubuma son verirken, tarihin o şaşmaz terazisini önünüze koyarak nihai resti çekiyorum:

Sayın Kılıçdaroğlu; arşiv önünüzde, belgeler ortada, uyarılar zamanında ve hakkıyla yapıldı. Dün ‘göremedim’ dediniz, saflığınıza sığındınız. Peki ya bugün? Bu sarsıcı satırlardan, önünüze serilen bu kapı gibi gerçeklerden sonra da Kocaeli’deki, İzmit’teki bu mali talan ağını görmezden gelmeye devam ederseniz; bilin ki ne bu millet, ne vicdanlar, ne de acımasız tarih sizi asla affetmeyecek!

Vedat ÇALIK

Exit mobile version