İZMİT BELEDİYESİ’NDE “DOĞRUDAN TEMİN” YAĞMASININ ŞİFRELERİ

Bülent Karagöz Röportajım ve Erken Uyarı Sistemi Tarih, sadece olayları kaydeden bir defter değil; zamanı geldiğinde haklı ile haksızı, cesur ile korkağı birbirinden ayıran mutlak bir terazidir. Takvimler 2022 yılını gösteriyordu. Bugün İzmit Belediyesi’nin etrafındaki çember daralırken, eski müdürlerin tutuklanma haberleri ajanslara düşerken, herkes suspus olmuş durumda. Oysa bugün şok dalgası yaratan bu yolsuzluk ve […]

Bülent Karagöz Röportajım ve Erken Uyarı Sistemi

Tarih, sadece olayları kaydeden bir defter değil; zamanı geldiğinde haklı ile haksızı, cesur ile korkağı birbirinden ayıran mutlak bir terazidir.

Takvimler 2022 yılını gösteriyordu. Bugün İzmit Belediyesi’nin etrafındaki çember daralırken, eski müdürlerin tutuklanma haberleri ajanslara düşerken, herkes suspus olmuş durumda. Oysa bugün şok dalgası yaratan bu yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ilk resmî feneri, bundan tam 4 yıl önce, 2022’de yakılmıştı. Kocaeli’nin yürekli gazetecisi Bülent Karagöz’ün karşısına geçip, elimdeki kalın klasörleri tek tek ekrana salladığım o gün, aslında bu kentin geleceğini kurtaracak “İlk Erken Uyarı Sistemi”devreye girmişti.

Herkes Kafasını Kuma Gömerlerken Biz “Yolsuzluk” Dedik!

O röportajı açın ve tekrar izleyin. O gün ne lüks koltukların gölgesine sığınmıştım ne de adliye koridorlarındaki o “ahbap-çavuş” ağlarından çekinmiştim. Bülent Karagöz’ün mikrofonuna, Fatma Kaplan Hürriyet ve ekibinin “şeffaflık” maskesi altında kurduğu o doğrudan temin çarklarını, ihalesiz ticaret tezgâhlarını tek tek, fatura fatura anlatmıştım.

Ben o gün o dosyaları ekrana gösterirken, Belsa Plaza’nın pencerelerinden bizi izleyip “Vedat Çalık müfteridir” diye fısıldayanlar, arkamızdan kumpas davaları tezgahlayanlar, ifadeye bile çağırmadan hakkımda yakalama kararı çıkartanlar sanıyorlardı ki bu devran hep böyle sürecek.

O gün feryat ettiğim, “İzmit’i soymalarından bıktık, bu kenti soydurmayacağız!” haykırışım, sadece bir köşe yazarının isyanı değildi. O gün ekranda salladığım o her bir kâğıt, aslında bugün cezaevine gönderilen o eski müdürün ve kilit isimlerin kelepçe koordinatlarıydı!

( Bkz: https://youtu.be/RBCQC4JR-qU?si=VSqJWV2A_EmZ3s4T )

Biz Adalet Bekledik, Onlar Kaçacak Yer Aradı

O röportajın ardından üzerime tüm güçleriyle geldiler. Sindirmek istediler, korkutmak istediler. Hırsıza hırsız dediğim için bana haksız para cezaları kestiler, üzerime hayali kelepçeler doğrulttular. Ama unuttukları bir şey vardı: Vedat Çalık sarsılır ama yıkılmazdı! O kumpas kararlarına karşı Belsa’nın önüne gidip konum attığımda, “Suçlular içeride, başınızı kaldırıp binaya bakın!” dediğimde karşıma çıkamayanların suç ortakları, bugün emniyetin ve mali polisin operasyonlarıyla birer birer dökülüyor.

Bugün 2022’deki o videoyu izleyen her bir İzmit sakini, her bir vicdanlı siyasetçi çok net bir gerçeği görüyor: Vedat Çalık bu kentin namusunu, yetim hakkını korumak için tek başına barikat olmuştur. O gün benim uyardığım her nokta, bugün MASAK’ın, mali şubenin ve Cumhuriyet savcılarının iddianame satırlarına dönüşmüştür.

İlk kelepçe çıktı, ilk tutuklama geldi. Çember Fatma Kaplan Hürriyet için daralırken, 2022’deki o tarihî röportaj bugünün adalet manifestosu olarak dimdik ayaktadır.

Biz o gün de buradaydık, bugün de buradayız. Ama o günün muktedirleri, bugün kaçacak delik arıyor!

 “DOĞRUDAN TEMİN” YAĞMASININ ŞİFRELERİ

Bakın, parayı takip edin; ihaneti göreceksiniz.

2022 yılında gazeteci Bülent Karagöz ile yaptığımız o tarihî röportajda, elimdeki kalın klasörleri kameraya doğru uzatırken üzerine en çok bastığım, adeta altını kırmızı kalemle çizdiğim tek bir kavram vardı: “Doğrudan Temin!” O gün İzmit halkına ve devletin kurumlarına açıkça haykırmıştım; “Burada rekabet yok, burada ilan yok, burada şeffaflık yok! Burada adrese teslim, ihalesiz bir servet transferi var!” demiştim.

Beni o gün “belediyeyi karalamakla” suçlayanlar, hakkımda jet hızıyla kumpas davaları açanlar, bugün devletin mali polisinin ve MASAK’ın hazırladığı o rüşvet ve yolsuzluk dosyasındaki en büyük suç unsurunun ne olduğunu biliyor mu? Mükerrer faturalar ve doğrudan temin usulsüzlükleri!

2022’de Klasörle Gösterdim, 2026’da Kelepçeyle Gördünüz!

O gün o videoda tek tek saydığım paravan firmalar, İzmitli esnafın kapısından bile geçemediği Belsa Plaza’dan milyonlarca liralık “doğrudan alım” ihalesi kopartan o gizli ortaklar, bugün emniyet koridorlarında sorgulanıyor. İzmit Belediyesi’nin bütçesi, kanuna ve mevzuata tamamen aykırı şekilde bölünerek, rekabetçi ihale yöntemlerinden kaçırılarak adeta birilerinin şahsi kasasına “doğrudan” bağlandı.

Ben 2022’de o ekranlarda feryat ederken, “İzmit’in parası har vurup harman savruluyor, bu kenti doğrudan soyuyorlar” dediğimde bana inanmak istemeyenler; dün eski müdürün kelepçelenerek cezaevine gönderilmesiyle gerçeği acı bir şekilde öğrendi. Devletin müfettişleri ve mali polisi, tam da benim 4 yıl önce işaret ettiğim o fatura numaralarının, o hayali mal teslimatlarının ve makbuzsuz bağış çarklarının üzerine çöktü!

Maskeniz Patladı, Çarkınız Durdu!

Fatma Kaplan Hürriyet ve onun lüks içindeki ekibi; “Hizmet yapıyoruz” maskesinin arkasına sığınarak kurduğunuz bu ihalesiz ticaret tezgâhı, devletin en üst mali denetim mekanizması olan MASAK’ın radarına girdi. 2019’dan bugüne kadar yapılan tüm doğrudan teminlerin, o paraların hangi kiralık kasalara gittiğinin, hangi paravan ajanslar üzerinden lüks villalara ve siyasi finansmanlara dönüştüğünün röntgeni çekiliyor.

Ben o gün doğruyu söylediğim için, hırsıza “hırsız” dediğim için cebimden paralar ödedim, ağır iftiralara uğradım. Ama bugün görüyorum ki, 2022’de o videoda salladığım her bir evrak, bugün bu kenti soyanların yakasına yapışan birer adli belgeye dönüşmüştür. Vedat Çalık’ın erken uyarı sistemi bir kez daha haklı çıkmış, doğrudan temin mafyacılığı yapanların maskesi Bodrum’dan Kocaeli’ye uzanan o hatta patlamıştır!

Çember her saniye daha da daralıyor. Eski müdürün tutuklanması, bu doğrudan temin zincirinin sadece ilk kopan halkasıdır. Sırada o imzalara talimat verenler, o paraları paylaşanlar var!

 İSTANBUL-İZMİT SAADET ZİNCİRİ

Gözünüzü İzmit’ten ayırmayın demiştim, çünkü bu oyunun sınırları Belsa’yı çoktan aşmıştı!

2022 yılında gazeteci Bülent Karagöz ile o stüdyoda karşı karşıya oturduğumuzda, önümdeki klasörleri gösterirken İzmit kamuoyuna çok kritik bir şifre vermiştim. Demiştim ki; “Bu sıradan bir yerel yönetim hatası değil. İzmit’in bütçesi, İzmitlinin vergileri, bu kentin çocuklarının rızkı, İstanbul’daki o devasa siyasi finans organizasyonunun dişlilerini yağlamak için kullanılıyor!”

Beni o gün “büyük komplo teorileri üretmekle” suçlayanlar, hakkımda kumpas davaları peşinde koşanlar; bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda başlatılan, Kocaeli, Uşak ve Ankara’ya eş zamanlı olarak sıçrayan o dev rüşvet ve yolsuzluk dalgasını görünce ne hissettiniz?

İzmit’i İstanbul’un “Arka Bahçesi” Yapanlar Yargılanıyor!

O gün o videoda tek tek anlattığım o para köprüleri, İstanbul iştiraklerine (KİPTAŞ’ından Kültür AŞ’sine) paslanan gizli harcamalar ve yandaş ajanslar üzerinden kurulan o saadet zinciri, bugün mali polisin ve savcıların hazırladığı iddianamenin ta kendisidir! İzmit Belediyesi, Fatma Kaplan Hürriyet eliyle İstanbul’daki o “büyük organizasyonun” finansörlüğüne soyundurulmuş, ihalesiz doğrudan teminlerle bu kentin kaynakları adeta dışarıya akıtılmıştır.

Ben 2022’de o ekranlarda, “İzmit’in kaynaklarını İstanbul sermayesine peşkeş çekiyorlar, bu kenti bir finans köprüsü olarak kullanıyorlar” diye haykırırken kafasını kuma gömen siyasetçiler; bugün o zincirin halkaları teker teker koparken ne diyeceksiniz? İstanbul’da, Bursa’da, Bolu’da, Kuşadası’nda birer birer patlayan o yapı, bugün en büyük lojistik üssü olan İzmit’te çatırdıyor!

Çelikten İrade, O Saadet Zincirini Bodrum’da Kırdı!

Daha dün eski müdürün Bodrum’da gözaltına alınıp ardından bir başka müdürü  cezaevine gönderilmesi, bu İstanbul-İzmit hattındaki kirli trafiğin lüks tatil beldelerinde aklanmaya çalışıldığının resmî tescilidir. İzmit kan ağlarken, İzmitli esnaf faturalarını ödeyemezken, bu kentin helal parasını İstanbul’daki şer odaklarına ve onların siyasi ajandalarına meze edenlerin sığınacak limanı kalmamıştır.

Danıştay koridorlarında aylardır o dosyaları bekleterek bu “saadet zincirine” nefes aldırmaya, zaman kazandırmaya çalışan o gizli koruma kalkanları da devletimizin, MASAK’ın ve mali şubenin bu sarsıcı operasyonuyla parçalanmıştır.

Ben Vedat Çalık olarak o gün doğruyu söylediğim için, bu saadet zincirini daha 2022’de deşifre ettiğim için en ağır iftiralara göğüs gerdim, paralar ödedim, sarsıldım ama yıkılmadım. Bugün ise tarih, benim o gün ekranda salladığım her bir haram belgesini, bu kenti İstanbul’a peşkeş çekenlerin bileklerine kelepçe olarak takmaktadır!

Çember artık daralmadı; çember Fatma Kaplan Hürriyet ve onun İstanbul’daki ağababaları için tamamen kapandı!
 KUMPASLAR, CEZALAR VE ASİL DİK DURUŞ

“Biz doğruyu söyledik diye pranga vurmak istediler; ama unuttular ki hakikat zincire vurulamaz!”

2022 yılında gazeteci Bülent Karagöz’ün karşısında, elimde kapı gibi klasörlerle İzmit’in nasıl “doğrudan” soyulduğunu haykırdığım o röportaj, Belsa Plaza’nın duvarlarında adeta bir deprem etkisi yaratmıştı. O güne kadar “şeffaflık” maskesiyle milleti uyutan Fatma Kaplan Hürriyet ve ekibi, hakikatle yüzleşmek yerine ellerindeki tüm gücü, lobileri ve medya organlarını Vedat Çalık’ı yok etmek için devreye soktu.

Öyle ağır, öyle aşağılık iftiralarla üzerime geldiler ki; amaçları sadece beni susturmak değil, İzmit halkının hakkını savunan o gür sesi tamamen boğmaktır. Maddi olarak çökertmek için ardı ardına para cezaları yağdırdılar. Hakikati haykırdığım, hırsıza korkusuzca “hırsız” dediğim için bana cezalar kestiler. Daha da ileri gidip, ifadeye bile çağırma gereği duymadan, adliye koridorlarındaki “özel” bağlantılarını kullanarak hakkımda hukuksuz yakalama kararları çıkardılar.

“Suçlular İçeride, Başınızı Kaldırıp Binaya Bakın!”

Sanıyorlardı ki Vedat Çalık korkacak, sanıyorlardı ki bu tehditler karşısında geri adım atıp köşesine çekilecek. Ama onlar korkaklığı lüks koltuklarında öğrenirken, biz asil duruşu bu kentin sokaklarında büyütmüştük!

O hukuksuz yakalama kararını duyduğum an kaçmadım, saklanmadım! Tam aksine, tek başıma Belsa Plaza’nın önüne yürüdüm. Telefonumu çıkardım, sosyal medyadan meydan okuyarak canlı yayında konum attım! “Eğer bir suçlu arıyorsanız o ben değilim; başınızı kaldırıp o binaya bakın, suçlular içeride oturuyor!” diye haykırdım. Devletin polisini, adalet mekanizmasını arkasına alıp bana kumpas kuranlar, karşılarında Vedat Çalık’ın o çelikten iradesini görünce bir tek polis ekibini bile o meydana gönderemediler! Çünkü hakikatin gür sesi karşısında duracak ne yüzleri vardı ne de cesaretleri!

İçimiz Çok Acımış, Ama Yıkılmamışız!

Bugün fırtına dindiğinde, o kirli yapıların birer birer çöktüğünü ve dün eski müdürün kelepçelenerek cezaevine gönderildiğini gördüğümde içsel bir hesaplaşma yapıyorum. O günlerin o yüksek adrenalini, o asil mücadele azmi içinde fark edememişim; ama o çok güçlü yapılar beni yok etmek için tüm güçleriyle üzerime abandığında çok sallanmışım, çok sarsılmışım. İçim çok ama çok acımış. Öyle ağır bedeller ödetildi ki bana; huzurumla, helal kazancımla, uykularımla oynadılar.

Fakat bugün görüyorum ki, o gün içimde açtıkları her bir yara, ödediğim her bir haksız para cezası, aslında bu kentin namusunu korumak için göğsüme taktığım birer Şeref Madalyasıymış!

Sallandık ama devrilmedik! Bugün tarih bizi milim milim haklı çıkarırken, o gün bize o kumpas kelepçelerini doğrultanların suç ortakları, bugün rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarında tek tek kelepçelenip cezaevi arabalarına bindiriliyor. Biz konum atıp adaleti bekleyen taraftık; bugün ise kaçacak delik bulamayan, Belsa’nın arkasına saklanamayan tarafta onlar var!

“SİRMEN” ÖNGÖRÜSÜ VE ADALETİN MÜHÜRÜ

“Ben bu kente kehanet satmadım, belgelenmiş bir geleceği haber verdim!”

Geldik bu büyük hesaplaşmanın, bu tarihi hakikat yürüyüşünün final sahnesine.

Takvimler 2022’yi gösterdiğinde, gazeteci Bülent Karagöz ile yaptığım o röportajın tam sonunda, stüdyodaki kameraların içine bakarak tüm Kocaeli’nin hafızasına kazınan o sarsıcı cümleyi kurmuştum: “Fatma Kaplan Hürriyet’in sonu Sefa Sirmen gibi cezaevi olacak!”

Ben o gün bu sözleri söylediğimde, güce tapanlar, rüzgara göre yön değiştirenler ve Belsa Plaza’nın rant pencerelerinden sırıtanlar bana güldüler. “Çok ileri gidiyorsun, abartıyorsun” dediler. Beni susturmak için adliye koridorlarında kumpas üstüne kumpas kurdular, üzerime cezalar yağdırdılar. Ama unuttukları, ıskaladıkları çok büyük bir gerçek vardı: Adalet topaldır, ağır yürür ama kör değildir! Devlet, 18 yaşında harama el uzatanın, 80 yaşında hesabını sorar!

Kehanet Değil, Hakikat! İlk Müdür Demir Parmaklıklar Arkasında!

Bugün manşetleri açın ve bakın: İzmit Belediyesi soruşturmasında eski müdür tutuklanarak cezaevine gönderildi!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen, Kocaeli, Uşak ve Ankara hattını sallayan o dev rüşvet, yolsuzluk ve mükerrer fatura operasyonu, benim 2022’de o ekranda salladığım klasörlerin içinden çıkmıştır. Bir belediye başkanının en yakınındaki isim, onun sır küpü, sağ kolu ve adeta o kirli çarkın “kara kutusu” olan eski müdür bugün cezaevindedir!

Bu tutuklama, o gün feryat ettiğim doğrudan temin yağmasının, İzmitli esnaf kan ağlarken bu kentin helal parasını İstanbul’daki şer odaklarına peşkeş çeken o “saadet zinciri”nin hukuken çöktüğünün resmî belgesidir. Koruma kalkanları parçalanmış, Danıştay koridorlarında o dosyaları uyutarak zaman kazanmaya çalışan o gizli ellerin zırhı devletin çelikten iradesiyle delinmiştir!

Çember Kapandı, Yolun Sonu Göründü Fatma Başkan!

Şimdi soruyorum: Eski müdürün tutuklandığı, en yakınındakilerin kelepçelendiği bir denklemde, o imzalara talimat veren, o doğrudan temin tezgahlarının başında oturan Fatma Kaplan Hürriyet daha ne kadar kaçabilir? Çember artık daralmadı; çember senin için tamamen kapandı! 2022’de söylediğim o “Sirmen” öngörüsü, bugün Belsa koridorlarında yankılanan kelepçe sesleriyle harfi harfine gerçekleşmektedir.

Ben Vedat Çalık olarak; bu süreçte çok ağır iftiralara uğradım, yok edilmek istendim, sarsıldım ama yıkılmadım. İçimin o günlerde ne kadar çok acıdığını, ne kadar derin yaralar aldığımı bugün fırtına dindiğinde daha net anlıyorum. Ama bugün, kirlenmiş bir sistemde tertemiz kalmanın, tüyü bitmemiş İzmit yetimlerinin hakkını savunmanın huzuruyla nefes alıyorum.

Ben hiçbir zaman şahsi bir alkışın, bir iade-i itibar şovunun beklentisi içinde olmadım. Konuşmasınlar, fark etmesinler, hiç önemli değil! Benim iade-i itibarım, insanların iki dudağı arasında değil; bugün o suçluların bileklerine takılan o çelik kelepçelerdedir! Benim iade-i itibarım, devletimin savcılarının ve MASAK’ın mühürlediği o tutuklama kararlarındadır!

Biz Konum Atıp Bekledik, Siz Kaçamayacaksınız!

O gün hırsıza hırsız dediğim için bana o hukuksuz kelepçeleri doğrultanlar; bugün kendi suçlarının ağırlığıyla ezilmektedir. Biz o gün Belsa’nın önünde konum atıp adaleti bekleyen taraftık, bugün başı dik yürüyen de biziz. Siz ise sığınacak tek bir yalan, kaçacak tek bir delik bulamayacaksınız.

Gözünüz aydın olsun aziz İzmitliler; bu kentin namusu kurtuluyor, yetim hakkını çalanlar birer birer cezasını çekiyor. 2022’de ne dediysek o! Devran döndü, hesap vakti geldi!

Sözümüzü söyledik, tarihe notumuzu düştük. Adalet mühürlenmiştir!

Vedat ÇALIK Kocaeli’nin ve İzmit’in Eğilmeyen Başı

Exit mobile version