Ankara’da 58 yaşındaki iş insanı N.Y., 2024 yılında hayatını kaybeden annesinin cenazesine eşi S.Y.’nin katılmaması üzerine boşanma davası açtı. N.Y., eşinin evlilikleri boyunca düğün, taziye ve cenaze gibi önemli günlerde kendisine eşlik etmediğini belirterek, annesinin cenazesinde de yalnız bırakılmasının evlilik birliğini kendisi açısından çekilmez hale getirdiğini savundu. S.Y. ise eşini sevdiğini, ancak kayınvalidesiyle sorun yaşadığını öne sürdü. Kayınvalidesinin kendisine yönelik bazı sözleri nedeniyle cenazeye katılmadığını belirterek davanın reddini istedi.
MAHKEME KADINI TAM KUSURLU BULDU
Ankara Aile Mahkemesi, yapılan değerlendirme sonucunda S.Y.’yi boşanmaya neden olan olaylarda “tam kusurlu” buldu. Mahkeme, kadının kayınvalidesinin sözlerine tepki göstererek cenazeye katılmamasını kusur olarak değerlendirdi. Mahkeme kararında, davacı eşe yüklenebilecek herhangi bir kusurun ise kanıtlanamadığı belirtildi. Boşanma kararı temyiz incelemesinin ardından Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşti.
“BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA OLDU”
N.Y.’nin avukatı Senem Yılmazel, çift arasında uzun süredir sosyal ve kültürel farklılıkların yanı sıra gelin-kaynana sorunlarının yaşandığını belirtti. Cenazeye katılmama olayının mevcut sorunların ardından “bardağı taşıran son damla” olduğunu ifade eden Yılmazel, müvekkilinin eşinin kendisini iyi ve kötü günlerinde yalnız bıraktığını, düğün ve cenazelere katılmadığını ve annesinin cenazesinde de yanında olmamasının kendisi açısından ağır bir durum oluşturduğunu söyledi.
“EŞİ YALNIZ BIRAKMAK BOŞANMA NEDENİ”
Avukat Yılmazel, kararın eşlerin birbirlerine karşı sorumlulukları açısından emsal niteliğinde olduğunu belirterek, konunun yalnızca kayınvalide ile gelin arasındaki anlaşmazlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Yılmazel, Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde eşlerin birbirlerine yardımcı olma yükümlülüğünün bulunduğunu belirterek, eşin önemli günlerde yalnız bırakılmasının boşanma nedeni olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.



