Bizler bilmiyoruz belki ama çoğumuzun hayatını mutsuzluk üzerine kurulu. Bunu bilmek ağır gelebilir bizlere ama bilirsekte ona göre geleceğimize yön verebiliriz….
Benim anneannem 80 küsür yaşında. Mutsuzluk dedim ya anneanneme sorsanız mutluluk nedir diye bilmez… Hiç yaşamamış ki. Sizlere bugün onun acılı hayatını elimden geldiğince anlatmak istiyorum. Hayatta tanıdığım en güçlü kadının…
Anneannem evin tek kız çocuğuymuş, Kars’ın Bardaklı köyünde doğmuş büyümüş. Hayatı annesini kaybedince başlamış. Annesi yaşarken prenses gibiymiş. Düşünsenize evin tek kızı, el üstünde tutarmış annesi. Ama işte her şey annesini kaybedince başlamış. Dedem anneannemi kaçırmış ve anneannem ne olduğunu anlamamış bile, küçük bir kız çocuğuymuş.
Köyün güzel kızı…. Gençliğinde çok güzelmiş. Gerçi bence hala çok güzel. Anneannemin toplamda 8 çocuğu olmuş. Zamanın birinde Kocaeli’ye yerleşmişler… Ananem her zaman güçlü bir kadın olmuş. Çok çalışmış, çabalamış çocuklarını aç açıkta bırakmamış…
İlk acıyı annesiyle yaşadı demiştim ya….
Sizce bir insan ömrüne kaç acı sığdırabilir?
Sizlere anneannemin acılarını sayacağım
Anneannem, annesinden sonra kardeşi ve evladını aynı anda soba zehirlenmesinden kaybetti. Dünya üzerinde yaşanabilecek en büyük iki acı, evlat ve kardeş acısı…
Teyzem öldüğünde, dedem dua etmiş canı o kadar yanmış ki, “Allahım kızım nasıl öldüyse bende öyle öleyim” demiş. Ve dedem iş yerinde şofben zehirlenmesinden hayatını kaybetmiş.
Allah sevdiği insanları hep sınarmış…
Anneannem 7 çocukla bir başına kalmış ama asla pes etmemiş, onlar için hep çalışmış.
Çok genç bir kadınmış dedem öldüğünde. Tek başına oğullarını kızlarını büyütmüş tabi ki bu süreç çok zor olmuş, sorunlar bitmemiş asla. Aç kalmış açıkta kalmış ama pes etmemiş. Bir şekilde hayatını düzene koymaya çalışmış.
Ayakkabılar çarşısını her İzmitli bilir, Dayımın orada ayakkabıcı dükkanı varmış. Ayakkabı tamir edermiş. Dayımı arkadaşı orada dayımı kendi silahı ile vurmuş. Dayım oracıkta hayatını kaybetmiş… Ananem bir evladını daha kaybetti.
Evlat acısı ne demek bilir misiniz?
Dünyanın en kor ateşi, sönmeyen küle dönmeyen, soğumayan bir acı.
İnsanın acısı katlanarak devam edebilir mi?
Evet eder.
Ananem, kendisi hariç herkesin mutluluğu için çaba harcamış bir kadın. Hiçbir evladı kalkıp diyemez ki annem bizim için şunu yapmadı.
Sormak istiyorum bir anne 6 çocuğuna bakmışta 6 çocuğu bir anneye bakabilmiş mi?
Evet hiçbir insan mükemmel değildir. İllaki hatalar olmuştur. Ama arkaya dönüp baktığınızda bu kadının bir gün yüzü gülmemiş tek derdi çocukları olmuş bir kadın.
Peki evlatları bu kadına evlat olabilmiş mi?
Dedim ya ben anneannem kadar güçlü bir kadın görmedim diye, gerçekten görmedim. Herkesin vardır dertleri sıkıntıları önemli olan bunlar ile başa çıkmak.
Kendimi bazen onun yerine koyuyorum bu kadar acıya dayanabilir miyim diye. Çok güçlü bir kadınsın çok.
Bu arada sadece kayıp acıları değil yaşadığı şeyler, ama maalesef her şeyi yazamam….
Ananeme bir acı da torunundan eklendi. Torunu hayatını kaybetti. Torunu dediğim kişi de benim abim, kardeşim diyorum ya kayıplarla dolu bir hayat.
Bazen sohbet ediyorum, bir şeyleri danışıyorum.
Yaşamış görmüş insanlar gerçekten insan sarrafı olurmuş. Olmaz dediği hiçbir şey olmadı.
Konuyu şuraya getireceğim;
Mutsuzluk üzerine kurulu bir hayatın içinden çiçek açmasını beklemek aptallık değil midir? Acılarına göğüs germiş, sorunları ile başa çıkmış, kısacası gün yüzü görmemiş bir hayattan ne beklentin olabilir ki?



