- BÖLÜM: DUVARLARDAKİ ÇATLAK: İNANÇ DEĞİL, ŞİDDET KÜLTÜRÜ
Birinci bölümde “dindar nesil” projesinin siyasi bir slogan olarak nasıl iflas ettiğini konuşmuştuk. Şimdi, bu iflasın sokaktaki kanlı yansımasına bakma vakti. Bugün Türkiye, okul bahçelerinde arkadaşını katleden, genç kızların kafasını kesip surlardan atan, cinayeti ve intiharı bir “performans sanatına” dönüştüren çocukları konuşuyor. Sahi, biz “ahlak” derken neden “canavarlar” yarattık?

İnançsızlığın Değil, “Anlamsızlığın” Doğurduğu Şiddet
Gençlerimizin katile dönüşme sürecindeki en büyük etken, kalplerine bir “anlam” koyamamış olmamızdır. Eğitim sistemi, dindarlığı sadece ezberlenecek kurallar silsilesi olarak sunduğunda; genci hayata bağlayan vicdan, merhamet ve yaşatma arzusu gibi köklü duygular dışarıda kaldı. Genç ruh, sistemin ona dayattığı “yapay kutsallık” ile dijital dünyanın sunduğu “vahşi gerçeklik” arasında sıkıştı. Sonuç; hiçbir şeye inanmayan, hiçbir değere saygı duymayan ve ölümü bir “çıkış yolu” gören nihilist bir canavarlaştırma süreci oldu.
Surlardaki Vahşet: Ritüele Dönüşen Cinnet
Geçtiğimiz aylarda tanık olduğumuz o korkunç “sur cinayeti”, sadece bir asayiş olayı değildir. O, bir eğitim ve toplum modelinin patlama noktasıdır. Eğer bir genç, bir insanı katletmeyi ve kendi canına kıymayı dijital bir oyunun final sahnesi gibi kurguluyorsa, burada eğitimin veremediği bir “insan olma bilinci” vardır. Biz çocuklarımıza namazın rekatlarını ezberlettik ama bir canın kutsallığını, bir kadının onurunu, bir canlının acısını hissetme yetisini müfredata koymayı unuttuk.
“Ahlak” Kabuğunun Altındaki Çürüme
Toplum olarak düştüğümüz en büyük hata şudur: Dindarlığı ahlakın önüne koyduk. Oysa ahlak ve asalet yoksa, dindarlık sadece bir maskedir. Bu sistemde çocuklarımıza “dindar görünmeyi” öğrettik ama “erdemli olmayı” öğretmedik. İçeride büyüyen nefreti, bastırılan duyguları ve kimlik arayışını görmezden geldik. “Ahlaklı nesil” yerine “itaatkar nesil” istedik; itaat kırıldığında ise geriye sadece dizginlenemeyen bir vahşet kaldı.
Canavarlar Bizim Eserimiz
Okullarda akran zorbalığı zirve yapmışsa, sokaklar güvende değilse ve çocuklarımız karanlık kültlere meylediyorsa, kimse suçu sadece sosyal medyaya atmasın. Sosyal medya sadece o çatlaklardan sızan sudur; o çatlakları biz, eğitim sistemini bir “karakter laboratuvarı” yerine “ideolojik bir torna tezgâhına” çevirerek biz açtık.
Duvarlardaki o derin çatlak artık gizlenemez boyutta. Ve o çatlaktan içeri giren soğuk, bugün evlatlarımızı elimizden alıyor.
Devam Edecek :
Yarın: Köksüz Gençlik ve ‘’ Show’’a Dönüşen Ölüm
Vedat ÇALIK




YORUMLAR