Kent Rantı Kimlerin Kasasına Akıyor?
Sayın Kılıçdaroğlu,
Yeniden çıktığınız o Genel Merkez kürsüsünden Türk siyasetinin en kirli, en karanlık dehlizlerine işaret ettiniz. Öyle ithamlarda bulundunuz ki, yenilir yutulur cinsten değildi. Dediniz ki:
“Kurultay delegelerinin iradesini parayla sakatlayan, delege borsası kuran, pavyon masalarında delegeleri ağırlayan o dış odakları, o gafilleri göremedim… Market poşetlerinde taşınan paralarla iradeleri satın almaya çalışanları söküp atamadım.”
Bu sözlerinizle, paranın siyasi iradeyi nasıl esir aldığını ve cumhuriyetin kurucu partisinin kongrelerine “market poşetleriyle” nasıl müdahale edildiğini itiraf etmiş oldunuz. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu, sormanız ve asıl görmeniz gereken soru şudur: O market poşetlerini dolduran, delege borsalarını finanse eden o devasa sermaye, o oluk oluk akan değirmenin suyu nereden geliyor?
Cevabı çok uzaklarda aramayın. O paralar, Anadolu’nun, Kocaeli’nin, İzmit’in yetimlerinin hakkı olan “Kent Rantı”ndan geliyor! Belediyelerin imkanları, halka hizmet etmek yerine siyasi operasyonları fonlamak için belirli odakların kasalarına akıtılıyor.
Siz Ankara’da kaybettiğiniz kurultayın şokunu yaşarken ve o poşetlerin izini yeni sürmeye başlamışken; ben bu satırların yazarı Vedat Çalık olarak, o muslukların nereden açıldığını, halkın parasının kimlerin kasasına akıtıldığını çoktan ilan etmiştim. İlke Kocaeli Gazetesi’nde açtığım o kara arşivle, İzmit’teki rantiye ilişkilerini ve kurulan organize tezgahları tek tek deşifre ettim.
Tarihleri ve belgeleriyle önünüze koyuyorum; hani o “göremedim” diyerek sığındığınız günlerde, bu köşeden yükselen erken uyarı çığlıklarını buraya bırakıyorum:
23 Kasım 2023: İzmit’in Rantı Kimlerin Kasasına Akıyor?
23 Kasım 2023: F. K. Hürriyet’in Yolsuzluk ve İhanet Arşivi – 2. Bölüm
24 Kasım 2023: F. K. Hürriyet’in Yolsuzluk ve İhanet Arşivi – 3. Bölüm
25 Kasım 2023: F. K. Hürriyet’in Yolsuzluk ve İhanet Arşivi – 5. Bölüm
26 Kasım 2023: F. K. Hürriyet’in Yolsuzluk ve İhanet Arşivi – 6. Bölüm
27 Kasım 2023: F. K. Hürriyet’in Yolsuzluk ve İhanet Arşivi – 7. Bölüm
Sayın Kılıçdaroğlu; İzmit ve çevresindeki yerel imkanlar adil bir şekilde halka dağıtılmak yerine, belirli bir sistematikle, adrese teslim işlerle, şişirilmiş faturalarla o “Mali İlişki Ağı”nın aktörlerine kanalize edilirken siz ne yapıyordunuz? Bu şehrin sokaklarında, meydanlarında “Talan var, yolsuzluk var!” diye bağırırken yerel basın, siz bu iddiaların merkezindeki isimleri koruma kalkanınız altına alıyor, hakikati haykıranları partinizden uzaklaştırıyordunuz.
İşte o gün görmezden geldiğiniz, “yolsuzluk ve ihanet arşivi” diye nitelendirdiğimiz o rantiye mekanizmaları, en nihayetinde Ankara’ya ulaştı. Kocaeli’den, İzmit’ten çalınan ve yağmalanan kent rantı, kurultay salonlarında sizin siyasi hayatınızı bitiren o “delege borsalarının” sermayesi oldu. Siz sustunuz ve o sermaye gelip sizi vurdu.
Nihayetinde, bu sarsıcı gerçekle sizi baş başa bırakarak soruyorum:
Sayın Kılıçdaroğlu; Genel Merkez kürsüsünden feryat ederek dile getirdiğiniz, kurultay iradesini sakatlayan o “market poşetlerindeki kirli paralar”, bizim yıllar öncesinden tarih tarih, isim isim yazdığımız kent rantının, yerel yönetim kasalarından taşan ve Ankara’daki pavyon masalarına kadar uzanan kırıntıları mıdır?
4. BÖLÜM: Kurumsal Körlük mü, Tercihli Sessizlik mi?
Sayın Kılıçdaroğlu,
CHP Genel Merkezi’ndeki o bayramlaşma programında, adeta bir itirafçı gibi konuşurken her hatayı “göremedim, fark edemedim” diyerek geçiştirmeye çalıştınız. Peki, sormak hakkımız değil mi: Sizin gibi devletin en üst denetim mekanizmalarında, Gelirler Genel Müdürlüğü’nde ve Bağ-Kur’da bürokrasiyi yönetmiş, hesap uzmanlığı kökenli bir lider nasıl olur da yanı başındaki mali talanları “göremez”? Karşımızdaki tablo basit bir dikkatsizlik veya kurumsal bir körlük müdür, yoksa siyasi dengeler uğruna sergilenen bilinçli ve tercihli bir sessizlik mi?
Bir gazeteci olarak benim görevim; kamunun malını korumak, halkın cebinden çalınanları ifşa etmek ve yetkilileri uyarmaktır. Ben ve gazetemde ki meslektaşlarım, Kocaeli’de bu kurumsal çetelerin, rüşvet çarklarının ve “Haram Saadetlerinin” üzerine giderken sadece yazmakla kalmadık; gövdemizi taşın altına koyduk, adli makamları resmen göreve çağırdık.
Siz Ankara’daki korunaklı odanızda “Adalet” yürüyüşünüzün mirasıyla övünürken, ben bu satırların yazarı Vedat Çalık olarak, kalemimin namusunu ve iddialarımın doğruluğunu kanıtlamak adına hayatımın en radikal adımlarından birini atıyordum. 25 Kasım 2023 tarihinde kaleme aldığım köşe yazımda, elimdeki tüm belgelerle birlikte kendimi devlete ihbar ediyordum!
Hafızanızı ve o dönem felç edilen parti içi teftiş mekanizmalarınızı sorgulamanız için o tarihi adımı şuraya bırakıyorum: 👉 Kocaeli Organize Suçlar ve Kaçakçılık Büroya Kendimi İhbar Ediyorum
Sayın Kılıçdaroğlu; bir yazar, yazdığı yolsuzluk dosyalarının arkasında durmak için Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi’ne gidip “Ben bu iddiaların sahibiyim, eğer yalan söylüyorsam beni tutuklayın, eğer doğruysa bu talan çetesini çökertin” diyecek kadar mangal gibi bir yürek ortaya koyarken; sizin o koca genel merkeziniz, teftiş kurullarınız, disiplin mekanizmalarınız neden sustu? Neden bir kez olsun Kocaeli’ye, İzmit’e müfettiş gönderip “Burada bir gazeteci kendini ihbar edecek kadar neyi savunuyor, bu paralar nereye akıyor?” diye sormadınız?
Siz sustunuz, çünkü o dönem etrafınızı saran, size kurultay delegesi vaat eden, altınızdaki koltuğu sağlama alacağını söyleyen o organizasyonların keyfini bozmak istemediniz. Bir yazarın ve yerel basının gösterdiği o asil cesareti, siz koskoca ana muhalefet partisi lideri olarak gösteremediniz. Sizin o gün korumak için sessiz kaldığınız klikler, mali güçlerini tahkim ettikten sonra ilk iş olarak sizin siyasi varlığınızı ortadan kaldırdılar.
Nihayetinde, bu derin sessizliğinizin hesabını sormak adına soruyorum:
Sayın Kılıçdaroğlu; biz yazdığımız belgelerin arkasında durup kendimizi Organize Suçlar Bürosuna ihbar edecek kadar adanmış bir yürekle hakikati savunurken, siz altınızdaki genel başkanlık koltuğunu korumak ve delege hesapları yapmak için mi yerel basından yükselen bu çığlıkları kasıtlı olarak kulak ardı ettiniz?
Devam Edecek :




YORUMLAR