Kocaeli’nin Körfez ilçesinde 30 Mayıs 2025’te Y.M.Ö. adlı genç kadın, eski erkek arkadaşı Hüseyincan D. tarafından darp edildi. Hüseyincan D., genç kadını evine çağırdıktan sonra saçından sürükleyerek içeri çekti, kapıları kilitleyip darp etmeye başladı. Y.M.Ö. başına cam şişeyle vuruldu, yüzü bıçakla kesildi, kaburgaları kırıldı ve iç organları zarar gördü. Defalarca bayılıp ayılan genç kadın, ölümle tehdit edildi. Saldırgan, ailesinin aramaya başlaması üzerine Y.M.Ö.’yü hastane önüne bırakıp kaçtı. Ağır yaralanan genç kadın bir hafta hastanede tedavi gördü, ciğerleri sönmüş ve hayati tehlike geçirmişti. Olay sonrası sanığın serbest kalması tepki çekmiş, Y.M.Ö. adalet istediğini ve ölmek istemediğini dile getirmişti. Olayın ardından genç kadının ailesi ve Kocaeli Kadın Platformu, adaletin sağlanması için Körfez Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan basın açıklamasında” Yine şiddet mağduru bir kadın, Yine hukuk mücadelesi arayan bir anne. Yine bir kadın. Yine Türkiye’de tanıdık bir tablo… Yeşim Öztürk, 30 Mayıs’ta eski erkek arkadaşı Hüseyincan D. tarafından tam iki saat boyunca sistematik şiddet ve işkenceye maruz bırakıldı. Failin elinden kurtarılan Yeşim sonrasında hastanede günlerce ölüm kalım savaşı verdi.
FAİL SERBEST BIRAKILDI, VİCDANLAR YARALANDI
Fail Hüseyincan D. ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak 10 Temmuz tarihinde yapılan ilk duruşmada Sanık Hüseyincan D. her şey bu kadar aleniyken, bu kadar açıkken serbest bırakıldı. Hüseyincan D.’nin ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması, kamu vicdanını derinden yaralamıştır.
CEZASIZLIK POLİTİKASI YİNE KARŞIMIZDA
Evet, bir kadını öldüresiye döven erkek, alenen, ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor, yine bir cezasızlık politikası ile yüzleştik. Ölümüne dövülen bir kadın ve serbest bırakılan bir fail. Ne olması gerekiyor acaba failin tutuklanması için. Daha ne kadar ileri gitmeliydi! Soruyoruz?
BU KARAR ADALETİN DEĞİL, UTANCIN GÖSTERGESİDİR
Bu karar, kadına yönelik şiddete arka çıkan cezasızlık düzeninin bir sonucudur. Bu karar, erkek şiddetini meşrulaştıran, kadınların yaşam hakkını değersizleştiren adalet sisteminin utancıdır.
GEÇ GELEN ADALET, ADALET MİDİR?
Sonrasında ne mi oldu? Birkaç gün sonra…
Kamuoyu tepkisi ve Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sayesinde Hüseyincan D. yeniden tutuklandı. Ancak biz biliyoruz ki bu geçici adımlar yeterli değil. Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sonucu failin tekrar tutuklanması, geç ama doğru bir adımdır. Yargının 5 gün içinde vermiş olduğu iki ayrı karar, Türkiye’de adaletin nasıl ve kimler için işlediğini acı biçimde gözler önüne sermektedir. Bizler, adaleti sosyal medya kamuoyu baskısı ile değil, mahkemelerden beklemek istiyoruz.
ÇÜRÜMÜŞ BİR YARGI DÜZENİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ
Bu çürümüş yargı düzeni; failleri aklayan, mağdurları susturan, kamu vicdanını hiçe sayan bir hale gelmiştir.
BİR KADIN KIRIMIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ
2025 yılının sadece ilk 6 ayında tam 136 kadın erkek şiddetiyle katledildi, 145 kadın ise şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Yani toplamda 281 kadın artık aramızda değil. Her biri bir can, her biri bir hayat, bir kadın, bir evlat, bir kardeşti…
BU ÖLÜMLERİN SORUMLULARI SADECE FAİLLER DEĞİL
Biz biliyoruz ki bu ölümler kader değil, politiktir.
Bu ölümlerin sorumlusu sadece failin elleri değil, o elleri cesaretlendirenlerdir.
Bu ölümler tesadüf değil, bu bir kadın kırımıdır.
Ve bu kıyımın failleri; koruma kararlarını kağıt üstünde bırakanlar, yasaları uygulamayanlar, şiddeti “normal” gösteren söylemler, cezayı indiren mahkemeler, caydırıcılığı olmayan cezalar ve suçluyu cesaretlendiren cezasızlık politikalarıdır.
KADINLAR HER YERDE TEHLİKE ALTINDA
Kadınlar, en çok en yakını olan erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor ve öldürülüyor. Evlerinde, sokakta, adliye koridorlarında kısacası hayatın her yerinde… 6284 sayılı yasa etkisizleştiriliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılarak kadınların yaşam hakkı siyasi pazarlık konusu yapılıyor.

DEVLETİN GÖREVİ NEYDİ?
Devletin görevi, şiddeti önlemek değil midir?
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, kadınların yaşam güvencesini ellerinden alan;
6284 sayılı kanunu hedef göstererek, koruma mekanizmalarını zayıflatan;
“Şiddet abartılıyor”, “Kadın da susmazdı”, “Küçüğün rızası vardı” gibi utanç verici açıklamalarla suçu meşrulaştıran bu anlayış, yaşanan her şiddet olayının sorumlusudur.
SUSMAK ORTAKLIK, DİRENMEK UMUTTUR
Sessiz kalan devlet yetkilileri şiddetin, istismarın ve cinayetlerin de ortağıdır!
Bizler korkmuyoruz.
Yeşim Öztürk’ün yanındayız.
Şiddete uğrayan tüm kadınların yanındayız.
Bu dava sadece Yeşim’in değil, bu ülkede yaşamak için direnen tüm kadınların mücadelesidir.
KADINLAR SUSMUYOR, ADALET İSTİYOR
Adalet sistemi kadınların sesine kulak tıkarken, biz o sesi büyütmeye devam edeceğiz
Yaşasın kadın dayanışması!
Yaşasın adalet mücadelesi!” İfadelerine yer verildi.



