Ülkü Ocakları Kocaeli İl Başkanlığı tarafından 3 Mayıs Milliyetçiler Günü dolayısıyla düzenlenen konser programı, Kocaeli Kongre Merkezi’nde büyük bir katılımla gerçekleştirildi. “Geçmişten Bugüne Haydi Büyük Ülküye” sloganıyla düzenlenen etkinlikte milliyetçi camia bir araya geldi. Etkinliğe Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Fatih Aydın MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı MHP Kocaeli MDK Üyesi Hilal Elmas, MHP Kocaeli İl Başkanı Kamil Akın, MHP Kocaeli İl Yönetimi ve İlçe Başkanları ve ülküdaşlar katılım sağladı. Programda konuşan Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Fatih Aydın, ““Büyük Ülkü” temasıyla Kocaeli Ülkü Ocakları tarafından tertiplenen 3 Mayıs Milliyetçiler Günü konserimize sefalar getirdiniz. Bugün sadece bir anma günü değil; bir ruhun, bir inancın ve bir davanın yeniden diriliş günüdür. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin fikirde, gönülde ve mücadelede kök saldığı gündür. Bu kutlu gün; inancın yılmadığı, iradenin kırılmadığı, ülkünün asla sönmediği bir meşaledir.
3 Mayıs’ın anlamını kavramak için 3 Mayıs 1944 Turancılık Davası’na bakmak gerekir. O gün, Türk milliyetçiliğini savunan aydınların fikirlerinden dolayı yargılandığı, baskıya ve zorluklara rağmen geri adım atmadığı bir dönemin simgesidir. Bu dava, aslında bir mahkeme sürecinden öte; Türk milliyetçiliğinin bedel ödeyerek büyüdüğünün en açık göstergesidir.
Zindanlar, sorgular, baskılar ve işkenceler ülkücü iradeyi kırmaya yetmemiştir. Aksine daha da güçlendirmiştir. 3 Mayıs ruhu işte bu direnişten doğmuş ve bugünlere ulaşmıştır.
Büyük mütefekkirimiz Ziya Gökalp ne güzel ifade eder:
“Türk milletindenim, İslam ümmetindenim, Garp medeniyetindenim.”
Bu söz; bizim kimliğimizin, inancımızın ve hedefimizin üç temel sütunudur.
Türkçülük fikrinin öncülerinden Yusuf Akçura ise şöyle der:
“Milletler milliyet fikriyle yaşar ve yükselir.”
İşte bu fikir bizleri bir arada tutan, geleceğe taşıyan en büyük kuvvettir.
Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri yolumuzu aydınlatmaktadır:
“Ne mutlu Türküm diyene.”
İşte bu söz sadece bir ifade değil; bir şuurun, bir duruşun ve bir aidiyetin en güçlü ifadesidir.
Türkçülüğün yılmaz kalemi Nihal Atsız da şöyle haykırır:
“Türk ülküsü, Türk’ün yükselmesi ve ebediyen yaşamasıdır.”
Bizler de bu ülkünün yılmaz neferleriyiz.
Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise davamızın özünü şu sözlerle anlatır:
“Ülkücülük, Türk milletini en ileri seviyeye çıkarma ülküsüdür.”
Bu dava kuru bir söz değil, bir adanmışlıktır.
Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi ise şöyle ifade eder:
“Milliyetçilik, milletini sevmek ve ona hizmet etmektir.”
Bizim milliyetçiliğimiz ayrıştıran değil birleştiren, yıkan değil inşa edendir.
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım Beyefendi ise gençliğe şu çağrıyı yapmaktadır:
“Türk gençliği ahlaklı, şuurlu ve vatanına bağlı olduğu müddetçe geleceğimiz emniyet altındadır.”
İşte bu yüzden Ülkü Ocakları sadece bir gençlik teşkilatı değil; bir mektep, bir karakter ocağıdır.
Kıymetli dava arkadaşlarım…
3 Mayıs geçmişin hatırası değil, geleceğin teminatıdır. 1944’te ortaya konulan irade bugün de istikbalimizde yaşamaya devam edecektir. Bizler kökü mazide, gözü istikbalde olan bir davanın temsilcileriyiz.
Bugün sosyal medyada karşımıza çıkan ve buraya gelmeden önce de birçok arkadaşımızın müteessir olduğu bir konudan ayrıca bahsetmek isterim.
Malumunuz, adı “Zafer” olan ve birtakım yerlerle ilintili bir parti var. Bu parti, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nde Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i paylaşmama gafletinde bulunmuştur. Birçok arkadaşımız da bundan duyduğu rahatsızlığı bizlere ifade etmiştir.
Ben de arkadaşlarımıza şunu söyledim: Birtakım odaklarla bağlantılı istihbarat fosillerinin partisinin, merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i paylaşmaması; bizler açısından şeref, namus ve ahlak nişanesidir. Dolayısıyla onlar bir taraf, biz bir tarafız. Onlar küfran içinde, biz şükran içindeyiz. Son söz olarak gelin hep birlikte haykıralım: Ne mutlu Türküm diyene! Ne mutlu ülkücüyüm diyene!” ifadelerine yer verdiç



