Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1

Sağlıklı bronzlaşma yanılgısına düşmeyin

Yaz aylarının simgesi olarak görülen bronz ten, aslında cildin güneşe karşı verdiği savunma yanıtı olabilir. Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selin Işık, toplumda yaygın olarak kabul gören “sağlıklı bronzlaşma” algısının gerçeği yansıtmadığını belirterek, bronzlaşmanın ultraviyole ışınlarının oluşturduğu hasara karşı gelişen doğal bir savunma mekanizması olduğunu söyledi. Erken cilt yaşlanmasından deri kanserine kadar uzanan risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Selin Işık, “Güneşten korunmada yalnızca güneş kremine güvenilmemeli. Fiziksel koruma yöntemleri ihmal edilmemeli” dedi.

Yaz aylarının simgesi olarak görülen bronz ten, aslında cildin güneşe

Altın sarısı kumsallarda parlak güneşin altında bronz ve ışıl ışıl bir cilt ile tüm yazı geçirenler dikkat. Hedeflenen ideal görüntü aslında cildinize yaptığınız en büyük kötülüklerden biri olabilir.

Bronz tenin aslında cildin güneş ışınlarına karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğunu aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selin Işık, toplumdaki “sağlıklı bronzlaşma” kavramının bir mitten ibaret olduğunu söyledi.

Uzm. Dr. Selin Işık, “Bronzlaşma aslında cildin UV (ultraviyole) ışınlarına karşı geliştirdiği doğal bir savunma yanıtıdır. Güneşten gelen UV ışınları cilt hücrelerinin DNA’sında hasar oluşturduğunda, melanositler daha fazla melanin üretir. Melanin de bu hasarı bir miktar azaltmaya çalışır. Yani bronz ten, cildin ‘kendini korumaya çalıştığının’ bir göstergesidir. Bronzlaşma, cildin güneşten fayda gördüğünü değil, güneşe maruz kaldığını gösterir. Aslında bronz ten, cildin UV hasarına karşı geliştirdiği savunma mekanizmasıdır. Bu yüzden ‘sağlıklı bronzlaşma’ diye bir kavram yoktur” dedi.

UVA CİLDİ YAŞLANDIRIYOR

Güneşe maruz kalmanın kısa vadede getirdiği sorunların başında güneş yanığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Selin Işık, “Bunun dışında ciltte lekelere, cilt yaşlanmasına, kırışıklıklara, kanser öncülü lezyonlara ve deri kanserine neden olabilir” ifadelerini kullandı.

UVA ve UVB’nin güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarının iki temel türü olduğunu ve cilde farklı şekillerde zarar verebildiğini belirten Işık, şunları söyledi:

“UVA ışınlarının dalga boyu daha uzundur, cildin daha derin tabakalarına kadar ulaşır. Camdan geçebilir ve yıl boyunca benzer yoğunlukta bulunur. Başlıca erken cilt yaşlanması, kırışıklık, elastikiyet kaybı ve lekelenmeden sorumludur. Ayrıca DNA hasarına katkıda bulunarak cilt kanseri riskini artırır.

UVB ışınlarının ise dalga boyu daha kısadır. Cildin üst tabakalarını etkiler. Camdan büyük oranda geçmez ve özellikle yaz aylarında ile öğle saatlerinde daha yoğundur. Güneş yanığının temel nedenidir. Aynı zamanda D vitamini sentezini başlatır; ancak fazla maruziyet DNA hasarına ve cilt kanseri riskinde artışa yol açabilir.

Özetle söylemek gerekirse; UVA yaşlandırır, UVB yakar. Ama her ikisi de cilt kanseri riskini artırabilir.”

SPF 30 MU, SPF 50 Mİ?

Güneş korumasında kullanılan en önemli yardımcıların başında güneş kremlerinin geldiğini hatırlatan Uzm. Dr. Selin Işık, güneş kremi seçerken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Güneş kremi kullanırken en sık yapılan hatalardan birinin yetersiz miktarda sürmek ve gün içinde yenilememek olduğunu belirten Işık, “Güneş kreminin yeterli düzeyde koruma sağlaması için belli bir miktar kullanmak oldukça önemlidir. Bu da yüz ve boyun için iki parmak ünitesi dediğimiz ortalama 1-1,5 gram; tüm vücut için ise erişkin bir bireyde yaklaşık 30-35 ml kadardır. Kimyasal filtre içeren güneş koruyucular dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanmalı ve açık havada 2 saatte bir, ayrıca yüzme, yoğun terleme veya havluyla kurulanma sonrasında yeniden sürülmelidir” dedi.

SPF (Sun Protection Factor – Güneş Koruma Faktörü) hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Selin Işık, “SPF, bir güneş koruyucunun UVB ışınlarına karşı sağladığı koruma düzeyini ifade eder. SPF değeri arttıkça koruma da artar; ancak bu artış doğrusal değildir. Yaklaşık koruma oranları şu şekildedir: SPF 30 UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 97’sini, SPF 50 ise yaklaşık yüzde 98’ini filtreler” diye konuştu.

Kapalı havalarda veya gölgede güneş kremi kullanımının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Işık, “UVB ışınları bu koşullarda azalsa da tamamen ortadan kalkmaz. UV indeksi 3 ve üzerindeyse güneş kremi kullanmak önemlidir. Lekeli veya lekeye meyilli bir cilde sahipseniz ise yaz-kış her durumda özellikle UVA koruması olan güneş kremi kullanmanız gerekir” ifadelerini kullandı.

GÜNEŞ KREMİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Güneşten korunmak için yalnızca güneş kremi kullanmanın yeterli olmadığını belirten Uzm. Dr. Selin Işık, fiziksel korunmanın çok daha etkili olduğunu söyledi.

“Güneşten korunmada daha önemli olan fiziksel korunmadır. Güneş gözlüğü, şemsiye, uzun kıyafetler ve gölgede durmak çok daha iyi bir koruyucudur” diyen Işık, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:

“Bronzlaşmak, güneşlenmek kendinize yapabileceğiniz en kötü şeylerden biridir. Hem cildinizi yaşlandırıyor hem de cilt kanseri riskini artırıyorsunuz. Bu yüzden mutlaka hem fiziksel olarak güneşten korunun hem de güneş kreminizi sürün ve 2 saatte bir yenileyin.”

Masaüstü Reklam 1 Masaüstü Reklam 1

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İSU Genel Müdürlüğü, altyapı çalışmalarında kullanılmak üzere beton boru, konik
Sıradaki Haber İSU altyapı yatırımlarına devam ediyor!