Tatille birlikte çocukların daha geç yatıp daha geç kalkması, öğün düzeninin değişmesi, abur cubur tüketiminin artması ve ekran karşısında geçirilen sürenin uzaması sık görülen durumlar arasında yer alıyor.
Bayrakdar, tatilin bir gevşeme dönemi olduğunu ancak temel günlük yaşam ritminin tamamen bozulmasının çocuklarda huzursuzluk, uyku kalitesinde düşüş, dikkat ve odaklanma sorunlarına neden olabileceğini söyledi.
Çocukların okul dönemine göre uyku ve uyanma saatlerinin yaklaşık bir saat esnetilebileceğini belirten Bayrakdar, önemli olanın yaşa uygun toplam uyku süresinin ve düzenli uyku-uyanıklık ritminin korunması olduğunu ifade etti.
TELEFON VE TABLET YATAK ODASINA GİRMEMELİ
Tatilde ekran süresinin sınırsız hale gelmemesi gerektiğini vurgulayan Bayrakdar, özellikle yatmadan önceki son bir saatin mümkün olduğunca ekransız geçirilmesini önerdi.
Telefon ve tabletlerin yatak odasında bulunmaması gerektiğini belirten Bayrakdar, sabahları çocukların çok geç saatlere kadar uyumasına izin verilmemesini ve gün ışığıyla uyanmalarının desteklenmesini tavsiye etti.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2 yaşın altındaki çocuklarda ekran kullanımından mümkün olduğunca kaçınılmasını, 2-4 yaş grubunda ise günlük ekran süresinin bir saati geçmemesini önerdiğini hatırlatan Bayrakdar, okul çağındaki çocuklarda ise ekranın uyku, fiziksel aktivite, aile zamanı ve yüz yüze iletişimin yerini almaması gerektiğini söyledi.
“EKRANI KAPAT” YERİNE ALTERNATİF SUNUN
Çocuklara ekranı bırakmaları konusunda yalnızca yasaklayıcı bir dil kullanılmaması gerektiğini belirten Bayrakdar, ailelerin alternatif aktiviteler önermesini istedi.
“Ekranı kapat” demek yerine “Haydi şimdi sahile inelim” veya “Bisiklet sürelim” gibi seçenekler sunulabileceğini belirten Bayrakdar, yemek saatleri ve yatak odalarının ekransız alanlar olarak belirlenebileceğini söyledi.
Anne ve babaların da bu konuda çocuklara örnek olması gerektiğini vurgulayan Bayrakdar, sürekli telefon kullanan ebeveynlerin çocuklarına ekranı bırakmaları yönünde yaptığı uyarıların etkisinin sınırlı kalabileceğine dikkat çekti.
ÇOCUKLAR HER GÜN HAREKET ETMELİ
Fiziksel aktivitenin çocukların kemik ve kas gelişiminin yanı sıra kalp-damar sağlığı, motor beceriler, uyku, dikkat, özgüven ve ruhsal iyilik hali açısından da önemli olduğunu belirten Bayrakdar, 5-17 yaş grubundaki çocuk ve ergenlerin hafta genelinde ortalama olarak günde en az 60 dakika orta veya yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite yapmasının önerildiğini söyledi.
Yüzmek, bisiklete binmek, yürümek, parkta oynamak ve top oynamak gibi aktivitelerin çocuklar için son derece değerli olduğunu belirten Bayrakdar, küçük çocuklarda serbest oyunun da önemli olduğunu ifade etti.
ANA ÖĞÜNLERİN YERİNİ ATIŞTIRMALIKLAR ALMAMALI
Tatilde ana öğünlerin azalması ve gün boyunca atıştırmalık tüketiminin artmasının sık görüldüğünü belirten Bayrakdar, dondurma, paketli gıdalar, şekerli içecekler ve fast food tüketiminin de artabildiğini söyledi.
Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği düzeninin mümkün olduğunca korunmasını öneren Bayrakdar, ara öğünlerde meyve, yoğurt, ayran ve kuruyemiş gibi seçeneklerin tercih edilebileceğini belirtti.
Dondurma gibi yaz ikramlarının tamamen yasaklanmaması gerektiğini ifade eden Bayrakdar, burada önemli olanın porsiyon ve tüketim sıklığının kontrol edilmesi olduğunu söyledi.
SICAK HAVALARDA SU İÇMESİNİ BEKLEMEYİN
Çocukların sıcak havalarda sıvı kaybına karşı daha hassas olabileceğini belirten Bayrakdar, özellikle küçük çocukların susadıklarını her zaman ifade edemeyebileceğine dikkat çekti.
“Suyu çocuğun istemesini beklememek, gün içinde düzenli aralıklarla teklif etmek önemlidir” diyen Bayrakdar, sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivitelerin mümkünse günün daha serin saatlerine bırakılmasını ve sık molalar verilmesini önerdi.
GÜNEŞTEN KORUNMAYA DİKKAT
Güneşten korunmada önceliğin gölge, şapka ve uygun kıyafetler olduğunu belirten Bayrakdar, 6 ay ve üzerindeki çocuklarda açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu, en az SPF 30 güneş koruyucu uygulanmasını tavsiye etti.
Yüzme ve terleme sonrasında güneş koruyucunun yenilenmesi gerektiğini belirten Bayrakdar, güneş koruyucu kullanılmasının çocukların saatlerce doğrudan güneş altında kalabileceği anlamına gelmediğini vurguladı.
Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde doğrudan güneş maruziyetinin azaltılması gerektiğini söyledi.
HAVUZ VE DENİZDE EN BÜYÜK TEHLİKE BOĞULMA
Yaz aylarında yüzmeyle bağlantılı olarak dış kulak yolu enfeksiyonu, gastroenterit ve bazı deri-göz enfeksiyonlarının görülebileceğini belirten Bayrakdar, havuzlarda enfeksiyon riskinin suyun temizliği ve dezenfeksiyonuyla yakından ilişkili olduğunu ifade etti.
Çocuğun ishali varsa havuza girmemesi gerektiğini belirten Bayrakdar, havuz suyunun yutulmamasını, yüzmeden önce duş alınmasını ve yüzme sonrasında kulakların iyice kurulanmasını önerdi.
Ancak havuz ve denizde enfeksiyonlardan daha acil ve ciddi riskin boğulma olduğunun altını çizen Bayrakdar, küçük çocukların yanında bulunan yetişkinlerin dikkatlerini kesintisiz şekilde çocuğa vermeleri gerektiğini söyledi.
YAZ TATİLİ İKİNCİ BİR OKUL DÖNEMİNE DÖNÜŞMEMELİ
Yaz tatilinin çocuklar için ikinci bir okul dönemine dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Bayrakdar, çocukların dinlenmeye, oyun oynamaya ve okul temposundan uzaklaşmaya ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Bununla birlikte çocukların üç ay boyunca kitap ve öğrenmeden tamamen uzak kalmasının da doğru olmadığını belirten Bayrakdar, öğrenmenin günlük hayatın doğal akışına dahil edilmesini önerdi.
Kitap okumak, ailece kelime veya kutu oyunları oynamak, gezilen yerlerin tarihini araştırmak, alışverişte para hesabı yapmak ve yemek hazırlarken ölçüleri kullanmak gibi aktivitelerin çocukların öğrenmeye devam etmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.
TATİLTE MÜKEMMEL PROGRAMDAN ÇOK DENGE ÖNEMLİ
Bayrakdar, yaz tatilinde ailelerin mükemmel bir program oluşturmaktan çok dengeyi koruması gerektiğini vurguladı.
Çocuğun biraz daha geç yatabileceğini ancak gece-gündüz düzeninin bozulmaması gerektiğini belirten Bayrakdar, ekran kullanımının hareketin, uykunun ve arkadaşlarla geçirilen zamanın yerini almaması gerektiğini söyledi.
Çocukların sosyal ve duygusal gelişimi açısından arkadaşlarıyla serbestçe oyun oynayabilecekleri zamanların da bırakılması gerektiğini belirten Bayrakdar, tatilin amacının çocuklara üç ay boyunca kuralsız bir hayat sunmak olmadığını ifade etti.
Bayrakdar, yaz tatilinin çocukları dinlendirmek, hareket ettirmek, yeni deneyimler kazandırmak ve yeni okul dönemine bedenen ve ruhen hazırlamak için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.



