Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Vedat Çalık
Vedat Çalık

SENİN İÇİN YAPTIM ANNA (3) ‘’ Kanunsuz Adalet ‘’

Dünya’da her yıl 3,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığı ve bunun yarısının da kız çocuğu olduğu tahmin edilmektedir.

 Ülkelerin federal ajansları tarafından, yıl bazında rapor edilen yaklaşık rakamlar her yıl yüzbinlerce çocuk kaçırılma vs. nedenlere bağlı olarak kaybolduğu bildirilmiştir.

 Avustralya:   20.000
Kanada:          45.288
Almanya:       100.000
Hindistan:     96.000
Jamaika:        1.984
Rusya:            45.000
İspanya:        20.000
İngiltere:      112.853
ABD:              460.000 Kayıp çocuk vakası bulunmaktadır.

  Marmara/Gölcük ve Kahramanmaraş merkezli yaşadığımız iki büyük depremden sonra
Türkiye adeta kayıp çocuklar ülkesine dönüştürülmüştür.

Gün geçmiyor ki ülkemizin bir bölgesinden yeni bir kayıp çocuk haberi gelmesin,

8 yıldır resmi kurumlarımızdan kayıp çocuklar ile ilgili kapsamlı bir araştırma raporu yayınlanmadığından Türkiye de güncel kayıp çocuk sayısı bilinmemekte veya bilinsin istenilmemektedir.

Her konu da veri paylaşımı yapan, Türkiye İstatistik Kurumu ( TUİK ) 2016 yılından buyana kaybolan veya kaçırılan çocuklarla ilgili veri paylaşmamaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2016 yılında verdiği son verilerde ise 104 Bin 531 çocuğumuzun kayıp olduğu belirtilmiştir. Buna karşın Türkiye de kayıp çocuklar sorunu devam etmektedir.

Sevilen kişinin kaybolmasının tesirleri tahmin edilemeyecek boyuttadır. Kaybolan yakının nerede olduğunu bilmemek, sağlıklı olup olmadığını merak ederek yaşamak duygusal ve fiziksel sağlığa büyük hasar vermektedir.

 ‘’ Çocuğu kaybolan annenin kalbi acıya dayanamadı ‘’ 
                                                                 Bkz: Mynet.

‘’ Çocuklarımın bir kez sesini duymak istiyorum büyük acılar çekiyor çok çaresiz durumdayım ‘’               
                                                                                                       Bkz: .dailymotion.com,2015

‘’ Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, zihinsel engelli 16 yaşındaki Süleyman Özçelik’in ailesi, oğullarından
5 aydır haber alamıyor. Oğlunu her yerde arayan acılı aile bir sonuç alamazken, gelen isimsiz bir telefonla söylenen “Oğlunuz öldü, siz niçin arıyorsunuz bu çocuğu?” şeklindeki sözler ailenin  acısını daha da artırdı ‘’
                                                                                                                                     (www.annem.tv,2015.)

                                              

‘’ Oğlu 2 yıldır kayıp olan anne: Ben ölene kadar oğlumun peşindeyim. Ben nereye gitsem dosyayı kapatıyorlar. Yeteri kadar ilgilenmiyorlar. Ben devlete güvendim. Oğlumun nerede olduğunu bilmiyorum. Ben hiçbir şey istemiyorum. Sadece oğlumu istiyorum. Benim canım yanıyor. Bana söylesinler benim oğlum nerede ben onu istiyorum.”
                                                                                                                                     (www.manisa.org,2015).

Türkiye’de de son yıllarda kayıp çocuk vakalarının giderek artış göstermesi, toplumsal bir tedirginliğe sebep olmuştur.

Ülkemizde en son Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta
 8 yaşındaki Narin Güran adlı kız çocuğumuzun kaybolmasıyla ‘’ Kayıp Çocuklar Konusu ‘’
Türkiye gündeminde yeniden yerini almasını sağladı.

Türk kamuoyu kayıp çocuk konusuna ciddi ilgi ve duyarlılık sergilemektedir.

Türk kamuoyunda ki bu genel ilginin kayıp çocuklarımızın bulunması için kamu kaynaklarının daha fazla kullanılmasına yönelik bir baskı unsuru oluşturulmasından başka gönlümüzde herhangi bir endişe taşımamaktayız.

 Türkiye de yaşanan çocuk kaybolma olayları üzerinden ülke güvenliğinin zayıfladığı, tehlike altında olduğu, sosyo-ekonomik düzeyin düştüğü yönünde iyi niyetten ve gerçeklerden uzak propagandalar bizim alanımız değildir.

Türkiye de yaşanan çocuk kaybolma vakaları üzerinden siyaset yapanları da
‘’ Adam Yerine Koymadığımız ‘’ bilinmelidir.

Türkiye de yaşanan çocuk kaybolma vakalarını kaleme almamızın bir tek nedeni varsa daha fazla acılar yaşamamak adına toplumda farkındalık oluşturma çabamızdır.

Kaybolan çocuğun ailesi ve akrabaları psikolojik açıdan olumsuz etkilenmekte hatta travmalar yaşayabilmekte, kendilerini her zaman en kötü senaryoya göre hazırlamaktadırlar.
Çocukları bulunana kadar onların hayatta olup olmadıklarını, bulup bulamayacaklarını, geri gelip gelmeyeceğini, başına bir şey gelip gelmediğini, istismara uğrayıp uğramadıklarını devamlı olarak merak etmekte ve bu süreci devamlı bir arama faaliyeti içerisinde geçirebilmektedirler.

Kimileri çocuklarına, başlarına kötü bir olay gelmeden kavuşmakta,  kimileri ise bu kadar şanslı olmamakta, istismar, madde bağımlılığı gibi çeşitli olumsuzluklara maruz kalmış olarak çocuklarına kavuşmaktadırlar.

Kimi aileler ise ya çocuklarının cesedi ile karşılaşmakta ya da ömürleri boyunca onlardan haber alamamaktadırlar.

Kaybolan çocuğun ailesi aynı zamanda bedensel ve ekonomik açıdan da olumsuz etkilenmektedir. Çocuğu bulmak için arama faaliyetlerine girerek hem ekonomik olarak harcamalarda bulunmakta hem de fiziksel olarak yıpranmaktadır

Sebebi veya içeriği ne olursa olsun kayıplık, bir şekilde çocukların çeşitli mağduriyetlere maruz kalmasına sebep olmakta ve onları başka tehlikelere sürüklemektedir.

Kayıp çocuk konusu sadece kaybolan çocuğun değil aynı zamanda ailesinin ve sevdikleri ile beraber devletin de sorunudur.

Toplumun tüm kesimini etkileyecek nitelikte olan bu sosyal sorun üzerinde daha çok gidilmesi ve toplumsal farkındalık çalışmalarına katkı sağlanmalıdır.

Devam Edecek..

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir