Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Vedat Çalık
Vedat Çalık

Türk alfabesi ne zaman latinleşti?

Haber akıllara, “Hangi alfabe üzerinde uzlaştılar?” sorusunu getirirken, AA’nın aynı haberinde şu bilgiler paylaşıldı: Toplantıda ilk olarak 1991’de bilim insanları tarafından önerilen Latin tabanlı Ortak Türk Alfabesi projesinin kapsamlı şekilde gözden geçirildiği ve komisyon üyelerinin bu alfabe projesinde geliştirilmesi gereken hususlara ilişkin gerekli tespitleri yaptıkları vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bu özverili çalışmanın sonucunda, 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi önerisi üzerinde uzlaşıldı. Önerilen alfabedeki her harf, Türk dillerinde bulunan farklı fonemleri temsil etmektedir.” Devamında ise komisyonun “… Toplantının başarıyla sonuçlanmasının tarihi bir önem taşıdığına” dikkat çekilerek, “Ortak Türk Alfabesinin geliştirilmesi, Türk halkları arasında karşılıklı anlayış ve iş birliğini teşvik ederken, onların dil mirasını da korumaktadır.” açıklamasına yer verildi.

ANTİ KÜRESELCİ FİLOLOGLAR ALFABE TABANINI SORGULADI!

Bu haber, özellikle Türk Dünyasına ve Turan’a gönül veren bizleri çok mutlu etti. Fakat Türkçü kesim içinde anti küreselci olan bazı filologların da kafasında soru işaretleri bıraktı. Öncelikle ortak alfabenin, Latin alfabesi tabanlı oluşu anti küreselcilerde rahatsızlık yarattı. Zira ulus devlet anlayışını yıkmak isteyen Yeni Dünya Düzenine karşı böyle bir kararın Göktürk alfabesinden yana kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.  Yine anti küreselci filologlar, tüm sermayeyi Asya’ya aktaran küreselcilerin göz bebeği Çin, kendi milli alfabesini kullanırken, Türkler neden kendi milli alfabesi olan Göktürk alfabesini tercih etmiyor sorusunu soruyoruz. Bu kararda muhtemelen dünyaya da açılmakla ilgili savunmalar olacaktır. Ancak Çin, Kore ve Japonya dünyaya kapalı mı, sorusu da sorgulanmalıdır. Bu bağlamda Türk Devletler Teşkilatı’nın küreselcilerin etkisinde kalmamaları gerektiğini savunuyoruz.

TUDVA’DAN DUYULAN RAHATSIZLIK BİR KEZ DAHA GÜNDEME GELDİ!

Bizim gibi küreselcilere karşı olan Türkçüler, 34 harften oluşan alfabenin Türk Dünyası Dijital Vatandaşlık Projesini de karşılayacağına dikkat çektmektedir. Bu projenin ise 150 paydaş üniversite, 300 bilim insanı ve 1400 gönüllüden meydana geldiği  ifade edilirken, hedeflerin arasında “dijital bir vatandaşlık bilinci oluşturmayı gördüklerinden dolayı ziyadesiyle rahatsız olduklarını da söylediler. Bilinen Dijital vatandaşlık projesi, Tek Dünya Devleti ideali olan ve dijital bir diktatorya oluşturmak isteyen küreselcilerin yegâne hedefidir. Oysaki bu hedef, Türklük bilincine aykırıdır ve dijital vatandaşlığın mantığı zaten milliyetsizlik vatansızlıktır. Bu nedenle ya Türk Dünyası vatandaşısınızdır ya da değilsinizdir. Dijital vatandaşlık bir bilinç değildir bilakis sizi siz yapan tüm değerleri ortadan kaldırmayı hedefleyen küreselci, tek dünyacı projedir. İşte bu bağlamda, digital vatandaşlık sitesini kuranların, art niyetli olmadıklarını, dijital vatandaşlığı ve küreselizmi iyi okuyamadıklarını, düşünüyoruz.  Ayrıca bu birliğin de fiilen olması gerektiğine inanıyoruz.  Kısaca O “büyük ve müebbet ülkenin sanal değil gerçek olmasını istiyoruz

TÜRKÇÜLER ESKİSİ GİBİ SORGULAMIYOR!

Küreselci karşıtı Türkçü arkadaşlarımıza sesleniyoruz, Niçin eskisi gibi sorgulamadığını, çağın mevcut rüzgarından etkileniyorsunuz. “Türkçülük, Atatürkçülük ve milliyetçilik kavramlarını içeren her habere, her gelişmeye duygusal baktığınız için ülkümüz afyonumuz olmaya başladı. Örneğin pandemi döneminde hiçbir Türkçü ve Atatürkçü kurum aşı diye dayatılan bu deneysel sıvıları sorgulamadı.  Süreç sonunda dünyadaki hukuki gelişmeleri takip etmedi. Aşı yan etkilerine değinmedi. En azından Fauci’nin yargılandığı davaya, Uğur ve Özlem Şahin hakkında Almanya’da açılan davaya değinmedi. Acaba mı, bile denilmedi. Almanya vatandaşlarına aşı yan etkisinden dolayı tazminat ödedi, Türkiye de haberleri dahi olmadı. Ya da oldu, görülmesi istenilmedi. Ülkemiz ilaç firmalarının denek alanı olurken bizim cenahın yüzde 95’i ‘Türkler aşı buldu’ diye sevinmekle meşguldü. Aynı mantık bu dijital vatandaşlık safsatasında da karşımızda duruyor. DSÖ ile yapılan o anlaşmaya bir kurum ses etmedi. Böyle Türkçülük olmaz! Türkçülük bu değil. Turan idealine giderken bizler kendi Kızıl Elma’mızın peşinden gitmeliyiz. Küreselcilerin bahşettiği dijital dünyanın değil! Ne yazık ki Türkçülerin büyük kısmı afyonlamış gibi davranıyor. Çağın sorgulamama hastalığına yakalanmışlar. Oysa küreselcilik, dijital devrim gibi kavramların ilk hedefi ulus devlet bilincidir. Yani bizleriz! Düşmanı yeterince tanıyamama, medyanın hipnozundan çıkamama bize bizsizliği verecek. Bir de lütfen, madem Türk Dünyası adına işler yapılıyor. Yaptığınız işleri, rica ediyoruz 9-11 gibi küreselcilerin sevdiği sayılara denk getirmeyin. 3’lerimiz, 7’lerimiz sembol olarak daha uygun ve anlamlıdır.” Biz Anti küreselci Türkçüler olarak, sadece Türkiye’yi değil tüm Türk Dünyasını sorgulamaya davet ederken Turan yolunda atılan her milli adımı da desteklediğimizin bilinmesini istiyoruz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir