Gazi Mustafa Kemal Atatürk, herkesin bildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, başöğretmen, yazar, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı, siyasetçi, Türk mareşal ve ilk cumhurbaşkanıdır. Ben yazarken bile yoruldum, demekki bu kadar fazla övmelerinin sebepleride bu olsa gerek. 86 yıldır, hatta bu seneyi sayarsak 87 yıldır her 10 Kasım saat dokuzu beş geçe Türkiye’de bir dakikalığına hayat duruyor. Fakat neden bu kadar övülüyor? Neden bu kadar sevilip her seferinde saygıyla anılıyor? Bunun cevabını birine sorsanız büyük ihtimalle “Cumhuriyetin kurucusu, komutan olduğu için bu kadar seviyoruz” gibi cevaplar vererek kestirip atarlar. Lakin ben bu sorunun cevabını sizlere uzun şekilde vermek isterim. İyi okumalar.
Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım balkan türküdür. Mustafa’nın göz ve saç rengini annesinden aldığı çok bariz. Mavi gözler, açık ten rengi ve sarı saçlar… Babası Ali Rıza Bey ise Makedonya’nın Kocacık köyünde dünyaya gelen gümrük memurudur. Varlıklı bir insan olduğundan Yunan eşkıya tarafından kaçırıldığı bile olmuştur. Fakat bağırsak rahatsızlığı nedeniyle erken yaşta hayata gözlerini kapamıştır. Bu durum tabii ki de Mustafa’yı üzmüştür ve erken yaşta olgunlaşmasına sebep olmuştur. Mustafa Kemal’in aslında bir tane kardeşi yoktur. 5 kardeşi vardır ve yalnızca Makbule Hanım diğerlerine kıyasla uzun yıllar yaşadı. Makbule Hanım ise 1956 yılında hayata gözlerini kapamıştır. Mustafa Kemal’in kardeş acıları, baba acısı olsa bile bu kadar fazla başarıya imza atmış, fakat hiç birini de unutmamıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın diğer komutanlardan farkı vatansever olması değildi, zaten bütün askerler bu duyguyu besliyorlardı. Atatürk’ün farkı, Kurtuluş Savaşı’ında en akıllı askerler bile “Bursa’yı, Antalya’yı, İzmir’i kurtarmaya uğraşmayın, olacak şey değil, tükeniriz, elimizdekini de kaçırırız.” diyorlardı. Fakat Mustafa Kemal Atatürk pes etmeden emirler verip çözümler üretiyordu.
Atatürk’ün ilkelerini bilmeyen yoktur. Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Laiklik, Halkçılık, Devletçilik ve İnkılapçılıktır. Göründüğü üzere 6 ilke var ve Atamızın kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin sembolüde altı oktan oluşuyor. O zamanın Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimi çok iyiydi, tabii başlarında Mustafa Kemal Atatürk olduğu içindir.
Şapka devrimi veya kılık kıyafet devrimi bence kadınlar için büyük bir devrimdi. Osmanlı devletinde kadınların giydiği kıyafetlere bakacak olursak gerçekten o zamanki imkanlara göre kötüydü. Lakin Mustafa Kemal Atatürk şapka devrimini yaptı ve modern kıyafetler, kıyafet özgürlüğü gibi yenilikler yaptı. Atatürk olmasaydı mağazalardaki farklı stillerde kıyafetler olmazdı, bunun yerine çarşaflar giyinip yüzümüz dahil her bölgemizi kapatmak zorundaydık. Dediğim gibi “zorundaydık”, istediğimiz kıyafetleri giyemezdik. Zaten Atamızın bizim için kurduğu ülkeyi de laik bir ülke yapmasındaki amacı budur: Özgürlük.
Bir kadın olarak Atatürk’ün bize tanıdığı “kadın hakları”ndan söz etmeden olmaz tabii ki. Kadın öğretmenler artık eğitim vermeye başladı ve seçme-seçilme hakkı sunuldu. Türkiye Cumhuriyeti’nde şu ana kadar kadın cumhurbaşkanı henüz olmadı fakat ben olacağını da sanmıyorum. Siyasetçiler çoğunlukla erkeklerden oluşuyor (bunun nedenini hala çözemedim) ve ayrıca kadın siyasetçiler olsa bile gündemde değiller, arkaplana atılıyorlar. Günümüzdeki Türkiye’ye Atatürk tekrar gelseydi belkide üzülürdü ve halimize acırdı. Bütün bu olaylar, kadınlara yapılan haksızlıklar ve insanların haklarını araması. İnsanlar haklarını aradıkça engelliyorlar ve gündeme daha kötü olaylar düşüyor. Kadınların hakları ve dünyadaki yeri gün gittikçe düşüyor, cinsiyet ayrımlıcığı yapan insanlar çoğalıyor. Kadınlara “kadın dediğin evi temizler, yemek yapar” gibi tabirler kullanan insanlarda maaalesef ki çok fazla.
Eğer biri “Atatürk olmasaydı ne olurdu?” gibi bir soru sorarsa şu cevabı verebilirsiniz: Marmara’sız ve Ege’siz bir Türkiye olurdu, hatta Türkiye bile olmaz, konuştuğun dil ve yazdığın Latince harfler olmazdı… Atatürk’ün bu ilerigörüşlülüğü, merhameti, zeki olması akıllara kazınmış bir durum. Benim isteğim ise Mustafa Kemal Atatürk’ü en azından biraz daha insanın tanıması ve benim bakış açımdan incelemesiydi. Umarım benim gibi düşünen bir çok insan vardır. İyi günler dilerim.




YORUMLAR