Devlet Bahçeli’nin bugünkü grup toplantısında verdiği mesajlar, Suriye meselesinin artık sadece dış politika başlığıyla ele alınamayacağını bir kez daha ortaya koymuştur. Mesele, sınır komşuluğunun ötesinde, doğrudan Türkiye’nin güvenliği, istikrarı ve geleceğiyle ilgilidir.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin yaklaşımı nettir: Suriye’de kalıcı barış, ancak ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve merkezi devlet yapısının güçlendirilmesiyle mümkündür. Etnik ya da mezhepsel temelde oluşturulmak istenen her türlü parçalı yapı, sadece Suriye’yi değil, bölgeyi ve Türkiye’yi de istikrarsızlığa sürükler. Bu nedenle üniter devlet yapısının korunması, sadece Şam’ın değil Ankara’nın da güvenlik meselesidir.
Bugün Suriye sahasında en büyük tehlike, terör örgütlerinin “meşru aktör” gibi gösterilme çabasıdır. MHP’nin bu noktadaki tavrı açıktır: Silahlı yapıların halk iradesini temsil etmesi mümkün değildir. Terörle arasına net mesafe koymayan hiçbir oluşum, barışın parçası olamaz. Kürt kardeşlerimiz ile terör örgütleri arasına kalın bir çizgi çekmek, hem insani hem de siyasi bir zorunluluktur.
Suriye’de yeni bir dönemin inşa edilmesi, sadece çatışmaların durmasıyla değil, güçlü bir devlet aklının yeniden tesis edilmesiyle mümkündür. Farklı kimliklerin eşit vatandaşlık temelinde bir arada yaşadığı, hukukun ve merkezi otoritenin hâkim olduğu bir yapı kurulmadıkça kalıcı istikrar sağlanamaz. Bugün atılacak adımların geçici değil, geleceği şekillendiren adımlar olması gerekmektedir.
Türkiye’nin bu süreçteki rolü ise sıradan bir arabuluculuk değildir. Türkiye, bölgesel barışın teminatıdır. Güvenlik riskleri sınırda başlamaz; sınırın ötesinde doğar. Bu nedenle Türkiye’nin sahada ve masada etkin olması, bir tercih değil zorunluluktur. Cumhur İttifakı’nın dış politika çizgisi de bu gerçeklik üzerine inşa edilmiştir.
Devlet Bahçeli’nin verdiği mesajların özü şudur: Terörsüz bir Türkiye hedefi, terörsüz bir bölge hedefinden bağımsız değildir. Suriye’de kurulacak düzen, ya barışı kalıcı kılacak ya da yeni krizlerin kapısını aralayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, bu sürecin milli güvenlikten, üniter devlet anlayışından ve bölgesel istikrardan taviz verilmeden yürütülmesi gerektiğini kararlılıkla savunmaktadır.
Bugün Suriye meselesi, haritalar üzerinde değil; milletlerin kaderi üzerinde şekillenmektedir. Türkiye’nin kaderi de bu tablonun dışına yazılamaz. Bu yüzden konu, sadece diplomatik bir dosya değil, doğrudan doğruya milli bekanın parçasıdır.




YORUMLAR