Eleştiri, siyasetin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ancak, eleştirinin bir sınırı, bir üslubu olmalı.
Örneğin, İzmit Belediye Başkanı’mız Fatma Kaplan Hürriyet. Hemcinsimize, tabiri caiz ise ‘çirkefçe’ dille yapılan eleştiriler.
Kocaeli’de tek kadın belediye başkanı olan Hürriyet’e bu denli sırt çevirmek hiçbir kadına yakışmaz. En azından bizce yakışmaz.
Yazılan konuyu bile umursamadım, hatta anlamadım bile. Arada geçen olaylar bizi alakadar etmez. Kullanılan cümleler emin olun zaten anlatmak istediğinizin önüne geçmiş. Biz size hiç yakıştıramadık, siz nasıl yakıştırdınız onu da anlayamadık.
Bir gazeteci ya da bir vatandaş, bize hizmet veren insanları eleştirmekte özgürdür ama üslubunu bilecek!
Eleştirdiğiniz kişiyi size savunmak zorunda kalırlar, siz de ’Ne alaka şimdi?’ dersiniz.
Siz köşenizi yazın. Yazın da ‘düzgün’ yazın. Kimseyi aşağılamayın. Devran döner, siz aşağı kalırsınız.
Kendinize de bu kadar güvenmeyin. Önce gazetecilerin başı yanar bu ülkede, bilirsiniz:)
Konu ne kimi eleştirdiğiniz, ne de neyi eleştirdiğiniz. İster yaptıklarını, ister yapmadıklarını ele alın. Orası size kalsın, biz karışmayalım. Eleştiri tarzınız ise sizin ayıbınız olsun, biz onu konuşmak zorunda kalalım.
Sonuç olarak, istediğiniz gibi eleştiri yapabilirsiniz. Ama had bilmek önemli, değil mi?
İnsanın her şeyden önce ahlakına bakılmalı sonuçta.
Bir öneride de bulunmadan edemeyeceğim.
Önce nezaketli olun.




YORUMLAR