İzmit, jeopolitik konumu nedeniyle tarih boyunca “İstanbul’un anahtarı” olarak görülmüştür.
Bu anahtarı elinde tutan, Anadolu’ya ve Boğazlar’a hükmetmiştir.
Bu durum, kenti tarihin en kanlı işgallerinin ve en görkemli kurtuluşlarının sahnesi yapmıştır.
Nikomedya’nın İç Savaşları ve Got İstilası
Antik çağda Nikomedya, sadece huzurlu bir başkent değildi.
Got Baskını (MS 258):
Kentin yaşadığı ilk büyük travmalardan biri, Gotların denizden gelerek kenti yağmalamasıdır.
Bu saldırı, Nikomedya’nın o ana kadarki “dokunulmazlık” imajını sarsmış ve kentin devasa surlarla çevrilmesine neden olmuştur.
Tetrarşi Savaşları:
Diokletian sonrası imparatorluk kavgalarında Nikomedya, Konstantin ve Licinius arasındaki çekişmenin merkezindeydi.
Şehir, her el değiştirdiğinde ideolojik bir dönüşüm yaşamıştır.
Kara Günler: İngiliz ve Yunan İşgali (1918-1921)
Modern İzmit tarihinin en karanlık dönemi, I. Dünya Savaşı sonrası başlayan işgal sürecidir.
İngiliz Pençesi:
20 Kasım 1918’de İngilizlerin kente girişi, İzmit’in stratejik demiryolu ve liman hattının kontrol altına alınması demekti.
Yunan İşgali ve Zulüm:
27 Ekim 1920’de yönetimin Yunanlılara devredilmesiyle, kent halkı için büyük bir trajedi başladı. Bu dönem, İzmit’in sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da kuşatıldığı bir dönemdir. SEKA sahası ve liman bölgesi, o dönemde askeri lojistik merkezler olarak kullanılmıştır.
28 Haziran: Bir Kentin Yeniden Doğuşu
İzmit’in kurtuluşu, sadece bir askeri zafer değil, bir halkın direniş destanıdır.
Yahya Kaptan ve Kuvayı Milliye:
Atatürk’ün Nutuk’ta geniş yer ayırdığı Yahya Kaptan’ın bölgedeki faaliyetleri, İzmit direnişinin sembolüdür.
Kara Fatma (Fatma Seher Hanım) gibi kahramanların bu topraklardaki mücadelesi, kentin genetiğindeki “direniş” kodunu güçlendirmiştir.
Kurtuluş Günü:
28 Haziran 1921’de Türk ordusunun kente girmesiyle, İzmit üzerindeki gri bulutlar dağılmıştır.
Bu zafer, Nikomedya’nın küllerinden modern İzmit’in doğuşuna giden yolu açmıştır.
İşgalden Sanayi Devrimine: Stratejik Dönüşüm
Kurtuluşun ardından Cumhuriyet, İzmit’e yeni bir görev yüklemiştir:
Ekonomik Bağımsızlık. Savaş Alanından Fabrika Sahasına:
İngiliz ve Yunan askerlerinin mevzilendiği alanlar, kısa süre sonra SEKA’nın temellerinin atıldığı üretim sahalarına dönüşmüştür.
Bu, kentin tarihindeki en büyük paradokstur:
Bir zamanlar işgal gemilerinin yanaştığı iskelelere, artık yerli kağıt ham maddesi getiren gemiler yanaşmaya başlamıştır.
Hafıza ve Zafer
İzmit, işgallerden ders çıkarmış bir kenttir.
Her kurtuluş, kente yeni bir mimari ve sosyal katman eklemiştir.
28 Haziran ruhu, bugün kentin meydanlarındaki anıtlarda ve Atatürk heykellerinde yaşamaya devam eder.
Nikomedya’nın surları nasıl kenti barbarlardan koruduysa, Cumhuriyet’in sanayi hamlesi de İzmit’i ekonomik boyunduruktan kurtarmıştır.
Yarın: Kurtuluşun mimarları ve küresel yankı : Yahya Kaptan’dan TIME kapağına hakkında sohbet edeceğiz




YORUMLAR