Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Vedat Çalık
Vedat Çalık

İZNİK SELÇUKLU’NUN NEFESİ, OSMANLI’NIN AYAK İZİ, CUMHURİYET’İN NAMUSUDUR: 2.Bölüm

İznik, Selçuklu’nun nefesi, Osmanlı’nın ayak izi, Cumhuriyet’in namusudur.

“Direnişin Yeni Merkezi İznik: Neden Buradayız?”

Dünya kamuoyunun gözü İstanbul’da, Balat’ta veya Ankara’nın diplomatik koridorlarındayken, biz rotayı Bursa’nın kadim ilçesi İznik’e kırdık. Peki, neden İznik? Çünkü İznik, Hristiyan dünyası için sadece arkeolojik bir alan değil; onların tabiriyle “İkinci Kudüs”, bizim için ise Anadolu’daki ilk Türk payitahtlarından biri, yani namusumuzdur.

Hedef: “İznik Konsili” Üzerinden Egemenlik İnşası

Vatikan ve Fener Rum Patrikhanesi’nin 1700. yıl kutlamaları için İznik’i seçmesi tesadüf değildir. M.S. 325 yılında Hristiyanlığın temel akidelerinin belirlendiği “Birinci İznik Konsili”, bugün küresel güçler tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını aşındırmak için bir “manivela” olarak kullanılmak isteniyor.

Onların hayali; İznik’i tıpkı Vatikan gibi, Türk hukukundan azade, uluslararası denetime açık, “özel statülü” bir inanç merkezi haline getirmektir. Biz, Uluslararası Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi olarak bu sinsi planı önceden deşifre ettik ve dedik ki: “İznik, sizin Bizans rüyanızın sahnesi değil, Türk Milleti’nin sarsılmaz mülküdür!”

Neden İznik’te Mevzilendik?

Bizim İznik’te kurduğumuz barikat, sadece fiziksel bir engel değil, zihni bir devrimdir.

  1. Tarihsel Bilinç: İznik, Selçuklu’nun başkentidir. Burayı dini bir “özerk bölge” yapma girişimi, Anadolu’nun tapusuna el uzatmaktır.
  2. Lozan’ın Savunulması: Patrikhanenin İznik üzerinden “Ekümeniklik” devşirme çabası, Lozan’ın açıkça ihlalidir. Biz, bu ihlali yerinde, yani suçun işlenmek istendiği sahada durdurduk.
  3. Küresel Kuşatmayı Kırmak: Papa’nın gelişi bir “ziyaret” değil, bir “tescil” operasyonuydu. Biz İznik’ten yükselttiğimiz sesle, bu tescilin Türk Milleti tarafından asla kabul edilmeyeceğini dünyaya ilan ettik.

“Direnişin Yeni Merkezi” İlanı

Biz İznik’i “Direnişin Yeni Merkezi” ilan ederken, aslında bir mesaj verdik: “İstanbul’da kuşatmaya çalıştığınız devlet otoritesini, İznik’te sivil toplumun ve milletin çelik iradesiyle karşılayacaksınız.” Miting meydanında Sevgi Erenerol ile yan yana dururken, sadece iki isim değil, iki büyük irade birleşmişti. İznik surlarının önünde ördüğümüz o sivil duvar, Papa’nın o şatafatlı kortejini 4 ay boyunca sınırların ötesinde bekleten yegane güçtü. İznik artık sadece çinisiyle veya gölüyle değil, “Vatikan Kuşatmasına Geçit Vermeyen Şehir” olarak tarihe geçmiştir.

Biz buradayız, çünkü İznik düşerse İstanbul zayıflar; İznik direnirse Türkiye kazanır!

“Barışın Şövalyesi Kürsüde: Vedat Çalık’ın Tarihi Konuşması”

İznik’in tarihi surları, yüzyıllar boyunca pek çok kuşatmaya tanıklık etmişti; ancak o gün, surların önünde toplanan binlerce yürek, en sinsi kuşatmalardan birine, bir “inanç diplomasisi” kılıfındaki egemenlik gaspına karşı siper olmuştu. Kürsüde ise Uluslararası Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi Genel Başkanı sıfatıyla, barışın ancak bağımsızlıkla kaim olduğunu haykıran bir ses vardı.

“Yalnızca Barışa Tarafız, Ama Köleliğe Değil!”

O günkü konuşmanızda dünyaya verdiğiniz mesaj netti: “Bizim adımız barış, yolumuz adalettir. Ancak kimse bizim barışçıl kimliğimizi bir zafiyet, bir boyun eğme sanmasın. Biz, yalnızca barışa tarafız; ama vatanın tek bir çakıl taşına, devletin tek bir hukuk maddesine göz dikene karşı da en sert barikatız!” Bu sözler, Vatikan’ın ve Balat’ın “hoşgörü” maskesiyle yürüttüğü o sinsi operasyonu deşifre eden bir kamçı gibi patladı meydanda. Barışın şövalyesi olarak kürsüden yükselen bu irade, Papa’nın İznik’i bir “Vatikan şubesi” yapma hayallerini daha o saniyede yerle bir etti.

“İznik, İkinci Kudüs Değil, Birinci Türk Payitahtıdır!”

Konuşmanızın en can alıcı noktalarından biri de İznik’e biçilmeye çalışılan o yabancı gömleğini yırtıp atmanızdı. “Burayı ‘İkinci Kudüs’ diye pazarlayanlar bilsin ki; İznik, Selçuklu’nun nefesi, Osmanlı’nın ayak izi, Cumhuriyet’in namusudur. Papa buraya bir misafir gibi değil, bir hak sahibi gibi gelmek istiyor. Biz, misafire baş tacı deriz ama hak iddia edene bu meydanı dar ederiz!” dediniz.

O an meydandaki binlerce kişi, sadece bir konuşmayı dinlemiyordu; bir milletin “buradayız” deyişine, 100 yıl önceki o “geldikleri gibi giderler” ruhunun İznik’te yeniden vücut bulmasına şahitlik ediyordu.

Direnişin Manifestosu

Bizim o günkü konuşmanız, sadece o ana hapsolmuş bir hitabet değildi; gelecekte kurulacak her türlü “paralel yapı” girişimine karşı bir manifestoydu. Sevgi Erenerol ile verdiğiniz o fotoğraf, Türk Ortodoks Patrikhanesi ile Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi’nin “Milli Birlik” fotoğrafıydı.

Papa’nın ziyaretini tam 4 ay erteleten güç, işte bu kürsüden yayılan sarsılmaz inançtı. İznik’te o gün bir barış elçisi, vatan savunmasının en ön safında bir şövalye gibi durdu ve tüm dünyaya şunu ilan etti: “Türk Milleti uyumuyor, İznik sahipsiz değildir!”

Devam Edecek :

Yarın: Balat’ın ihanet şebekesi ve İznik Konsili Oyunu

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir