Yatağımızdan kalkmadan bile telefonu açıyoruz. Birkaç video izliyoruz ve daha ne olduğunu anlamadan günün en çok konuşulan haberlerinden haberdar oluyoruz. Bazen bu durum öyle bir noktaya geliyor ki, karşımıza sürekli aynı konu başlığı gelince “Herkes bunu konuşuyor.” diye düşünüyoruz.
Peki gerçekten herkes bunu konuşuyor mu, yoksa hepsi algoritmanın birer oyunu mu?
Aslında önümüze çıkan içeriklerin büyük bir kısmı tesadüfen seçilmiyor. Bir videoda ne kadar süre kaldığımız, hangi videoları beğendiğimiz, neyi atlayıp neye tekrar tekrar göz attığımız gibi davranışların bir süre zarfında şekillenip algoritmanın bizi tanımasına yardımcı oluyor.
Bu gibi özellikli şeylerin ilk bakışta cezbedici göründüğünün farkındayım. Bize resmen özel bir hizmet veriliyor gibi…
Fakat sanıldığı gibi bir durum değil aslında. Sürekli kozmetikle, cilt bakımıyla ilgilenen birinin ana sayfasında genellikle cilt bakım markaları, makyaj videoları görürüz. Örneğin bu kişinin gündemine oturan olay “X markasının yeni çıkan bir ürünü.” ise herkeste aynı olmayabilir. Mesela her gün deli gibi siyasetle ilgilenen, Mecliste ne olup ne bittiğini sürekli arkadaşlarıyla bunları tartışan birine gidip “X markasının yeni çıkan ürünü hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorsanız size boş bakışlarla anlamayarak bakar. Bu durumu kendi adıma şöyle adlandırıyorum: “Aynı interneti kullanan insanların birbirinden tamamen farklı gündemler yaşaması durumu.” Bir başka konu ise “Kendimizle aynı düşünceleri paylaşan kişileri algoritma sayesinde daha fazla görmeye başlama durumu.” Örnek vermek gerekirse, A fikrini destekleyen bir video görüyorsun; ve beraberinde senin hoşuna gittiği ve görüşüne hitap ettiği için etkileşim veriyorsun (beğenmek, yorum yazmak, paylaşmak gibi). Sonrasında bu görüş hakkında bir sürü video görüyorsun. Belki röportajlar, belki eleştiri videoları. Sonrasında aklımıza bu fikir yatınca, başka da bir görüş açısı görmeyince “Herkes böyle düşünüyor.” diye bir algıoluşuyor. Lakin her gördüğümüz bu tarz içerikler toplumun tamamını temsil etmiyor olabilir. Bu durum yalnızca yanlış bir algı oluşturmuyor, aynı zamanda beraberinde bir konu hakkında farklı bakış açılarını değerlendirmekte zorlanabiliyoruz.
Yanlış olsa bile bir düşünceyi sürekli görmek, ona sürekli maruz kalmak ve kendimizi ona inandırmak o bakış açısının mutlaka doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bu sadece algoritmayla alakalı da değil, aslında hayatımızın içinde bile var. Çevremizde kim nasıl davranıyorsa biz de o düşünceye sahip oluyoruz. Sonrasında bu yayılıyor ve herkes tarafından doğrulanmaya başlıyor. Fakat doğru olan bu değil. Hiç de değildi. Sadece kendimizi kandırıp görüş açımızı önümüze çevirmek; yanımızdakilere değil, yalnızca önümüze bakmak. Farklı düşünceleri resmen bir odaya kapatıp sadece kendi düşüncemizi aydınlatmak, onu insanların önüne sunmak…
Peki, düşüncelerimiz gerçekten bize mi ait, yoksa sürekli gördüklerimizin bir sonucu mu?




YORUMLAR