28 Mayıs 1869 doğumlu olan Alman mimar ve şehir plancısı Hermann Jansen 20 Şubat 1945 günü hayata gözlerini yummuştur.
Başta Berlin olmak üzere Köln, Rendburg, Halerstadt ve huşum gibi şehirlerin genel veya kısmı şehir planlamaları üzerine çalışmalar yapan Jansen, Prusya sanat akademisi ve Prusya Kamu İşleri Bakanlığı’nda şehir planlama ile ilgili çeşitli görevlerde aktif rol üstlenmiştir.
Bunlara ek olarak Berlin-Charlottenburg Teknik Yüksekokulu’nda onursal profesör olarak şehir planlama üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.
1928 yılında Başkent Ankara için şehir planlama yarışmasını kazanan Herman Jansen , Türkiye’de çalışmalar yapan ilk yabancı şehir plancıları arasında olması ve başkentin ilk nazım planlarından birisini hazırlayan kişi olması hususları nedeniyle önemli olsa da biz Alman mimar ve şehir plancısı olan Jansen’in İzmit ile ilgili çalışmalarına değinerek İzmit halkının sebepsizce toplanma, topluluk oluşturma ihtiyaçlarını beslemesi için düzenlenen Kamusal Alan meydanlarını değerlendireceğiz.

Ulaştığımız kent arşivi kaynaklarından edindiğimiz ve Google taramalarımın verdiği bilgiye göre ,
İzmit kenti için ilk imar planı hazırlama görevi 1934 yılında Hermann Jansen’e verilmiştir.
Jansen, 1934 yılında İzmit’e gelerek genel bir inceleme yapmış ve kentin imarıyla alakalı görüşlerini bir rapor halinde hazırlayarak dönemin İzmit Belediye Başkanına sunmuştur.
Belediye, Jansen’in raporunu inceleyerek dönemin ekonomik durumunun el verdiği ölçüde bazı düzenlemelere gidilmiştir.
Jansen tarafından hazırlanmış iki rapor mevcuttur. Raporlardan biri 1934 yılındaki ön inceleme raporu, diğeri ise imar planlarının belli bir bölümünün eki olan 1935 yılındaki rapordur.
1934 yılındaki ön inceleme raporunda şehrin konumu sahip olduğu kültürel ve doğal güzellikleri ile bir sahil ve ticaret kenti olarak gelişebileceğini önermiştir.

1935 yılındaki raporunda şehrin “Demiryolu ve Deniz Kenarı Arasındaki Yapılaşma” başlıklı planın açıklama raporudur. Bu raporda şehrin ulaşım sorunu çözülmek istenmiştir.
Jansen’in plan ön açıklama raporunda kentin doğal ve tarihi güzelliklerinin korunarak çekici bir sahil kenti olarak varlığını sürdürmesi hususunda yapılması gerekenler ve sahil şeridinin de modern kentin kimliğine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Jansen, sahil şeridinde gül bahçeleri, gezinti alanları ile konser ve toplantılar düzenlenebilecek bir salon (tiyatro), otel, lokanta ve kahve gibi kamunun kullanımına açık yapılar önermiştir.
Ayrıca belediye binasının yeterli olmayacağı düşünülerek Yeni Ankara Caddesi üzerinde yeni bir bina öngörülmüştür. Kentin sahil şeridi için düşünülen kamu binaları inşa edilmemiştir.
Jansen, kent planında tarihi ve kültürel değerlere önem vererek dokuyu korumaya çalışmıştır.
Ancak günümüzde Jansen’in bu yaklaşımına karşılık kentin sanayileşmesi ve gittikçe nüfusunun artması sonucu tarihi dokuya yeterince hassasiyet gösterilmemiştir.
Bununla beraber kent için düşünülen yeşil alan uygulaması, nüfus artışı ve yapılaşma sonucu uygulanamadığından günümüzde yeşil alan sorunu yaşanmaktadır.
Cumhuriyetin ilanından sonra bir devlet ideolojisinin mimariye yansıma biçimi olarak şekillenen
Bulvar – Meydan – Devlet Yapıları dizgesi birçok kent için model olmuştur.
Başta Başkent Ankara ve büyük kentler için uygulanan Kamusal Mekan modeli bir Anadolu kenti niteliği taşıyan İzmit için de daha o yıllarda uygulanmıştır.
GÜNÜMÜZDE İZMİT KENT MİMARİSİ CAN ÇEKİŞMEKTEDİR
Türkiye de çarpık kentleşmenin en üst seviyede olduğu kentlerin başında Kocaeli gelmektedir.
1934 yılındaki ön inceleme raporunda şehrin konumu sahip olduğu kültürel ve doğal güzellikleri ile bir sahil ve ticaret kenti olarak gelişebileceğini önerilmiş olsa bile maalesef Atatürk sonrası Türkiye de Bulvar – Meydan ve Devlet yapısı dizgisi yerini dikey yapılaşma, çarpık kentleşmeye bırakmıştır.
Jansen, sahil şeridi gül bahçeleri, gezinti alanları ile konser ve toplantılar düzenlenebilecek bir salon (tiyatro), otel, lokanta ve kahve gibi kamunun kullanımına açık yapılar önerdiği İzmit raporu adeta hiçe sayılmış ve zaman içerisinde tepelerde gecekondular, şehir merkezinde dikey ucube binalar ve arap saçına dönmüş trafik sorunu kent insanımızın kucağına bırakılmıştır.
Bu kenti yönetenler ve yönetmeye talip olan ya bu kente ait olmadıklarından ya da mimarlık ile güzel sanatlar bilgisinden mahrum olduklarından kentin kamusal alanlarını adeta birer arabeske dönüştürmüşlerdir.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ‘’ Yürüyüş Yolu ‘’ nu yenilemesi, İzmit Belediyesi’nin Fethiye Caddesinin makyajlaması hayalini kurduğumuz yaşanabilir İzmit anlayışından en az Elli yıl geriden gelmektedir.
Belki Elli sene önce beton ve çeliğe hükmetmek önemli bir ayrıcalık olabilirdi fakat günümüz dünyasında beton döküp çeliği bükmekle övünmek bir tek bana mı çapsızlık geliyor bilemedim?
Dünün tüm imkansızlıkları ile yaşam alanlarımıza,
Çocuk Parkı, Fevziye Parkı, Yeni Cuma Parklarını kazandıran Mimar ve Şehir Plancısı
Hermann Jansen başta olmak üzere kamusal yaşam alanlarımıza eli dokunarak kentte katkı sunan Mimar Kemal Ahmet Aru’ya, Mimar Polat Sökmen’e sonsuz teşekkür eder,
Bugünün dev bütçeleri ile bir Yeni Cuma cami meydanı, bir Fevziye Parkı Meydanı, Bir Çocuk Parkı meydanı oluşturamayan yerel yönetimlere ilham kaynağı olmalarını ümit ediyorum…




YORUMLAR