Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Vedat Çalık
Vedat Çalık

17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİNDE FENER RUM PATRİKHANESİ FAALİYETLERİ

Doğal afetler toplumsal yaşamı etkileyen travmatik süreçler oluşturmakla insan yaşamı için son derece ciddi riskler barındırmaktadır.

Ancak ortaya çıkabilecek risk ve tehlikelerin ötesinde başta deprem olmak üzere doğal afetlerin aynı zamanda güvenlik sorunlarına da yol açabilme potansiyelleri vardır.

Milli güvenlik açısından depremin oluşturabileceği travmatik ortamı fırsat bilerek dış istihbarat örgütlerinin yürütebileceği misyonerlik faaliyetleri, etnik ve mezhepsel gruplaşmalar,  muhtemeldir.

17 Ağustos Marmara Depremi’nden sonra Yeni Roma İmparatorluğu hayalleri ile yanıp tutuşan Fener Rum Patrikhanesi ve onun başPİSkoposu Barthelemeos heyecan yapmış depremin yarattığı kaos ortamından faydalanarak hiç vakit kaybetmeden deprem bölgesinde misyonerlik faaliyetlerine başlamıştır.

Marmara Depremi bölgesinde artan misyonerlik faaliyetlerine karşı,  dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı  ‘’ Misyonerlerin çalışmaları ve kültür emperyalizmi ‘’ konusunda Cuma vaazları verdirtmiştir.

 Müftülüğün verdiği Cuma vaazlarında misyonerler deprem bölgelerinde bozulan ekonomik, ve psikolojik durumu kullandıkları, yardım kisvesiyle depremzedelere para vererek din değiştirmeye teşvik ettikleri anlatılmaktaydı.

İşte böylesi bir ortamda;

 Azize Santa Barbara’nın 800. Ölüm yıldönümü için, Fener Rum Patrikhanesi başPİSkoposu Barthelemeos’un antik adı Nicomedia olan bugünkü İzmit’te,  Bağçeşme Şehitliği’nin üzerinde bulunan tarihi kulelerde Hristiyan din adamları ile buluşacakları, İncil’den ayetler okuyup ilahiler söyleyecekleri dönemin yerel gazetelerinde manşetten verilmekteydi.

 ”Azize Santa Barbara’nın mezarının ziyarete açılması ve bizlerin ayin yapmasına izin verilmesi, 2000’li yılların inanç turizmi açısından önemlidir” diyen başPİSkopos Barthelemeos haberlerinin devamında, Fener Rum Patrikhanesi ve beraberindeki Hristiyan din adamlarının İzmit Cumhuriyet Parkı içerisinde bulunan sergi salonunda, Kocaeli Sanatçılar Derneği’nin hazırladığı
 ‘’ İZMİT ‘’ konulu fotoğraf sergisini ziyaret edecekleri yazmaktaydı.

Bir depremzede olarak yaşadığımız Doğu Kışla Parkı çadır kenti içerisinde şahsen bizde misyonerlerin hedefindeydik ve biz bu durumu tersine çevirerek çadır kentimize gelen misyonerleri kendimize hedef yapmayı başarmış bölgede adımız Antimisyonersavara çıkmıştı.

Başlangıçta mahallemizde suçüstü yakaladığımız misyonerleri, ‘’ Birader sen bizimle bir dakika gelsene ‘’ diyerek en yakın kuytu köşede, Müslüman mahallesinde salyangoz ticareti yapamayacakları konusunda kibarca uyarıda bulunuyorduk. Gerçekten bu konuda aşırı kibardık.

Çadır kentimizi misyoner faaliyetlerden korumak için mahallenin gençleri tarafından oluşturduğumuz küçük çaplı Antimisyoner savar ekibimize tarih büyük görev ve sorumluluk yükleyeceğini nereden bilebilirdik?

Marmara Depremini yaşadığımız tarihlerde ulusal gazetelerimizin manşetlerinde;

‘’ Fener Rum Patrikhanesi ve Ruhban Okulu merkezli Ortodoks Vatikanı’nın temelleri atılmakta, ABD ve AB, Dünya Bankası, Dünya Kliseler Birliği ve UNESCO’nun elbirliği ile İstanbul’un Dünya Kültür Başkenti  adı altında üçe bölünmesi projeleri geliştirilmekte, ABD başkanı Clinton ve Rahmi Koç, İslam dünyasının bir başının olmamasından şikayet etmekte, boğazların uluslararası bir statüye kavuşturulması konuşulmakta, AB eliyle Türkiye’de yeni azınlıklar yaratılmakta, Kıbrıs ve Ege Yunan tezleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmakta, Ermenistan’a ambargoyu kaldırmamız için baskı yapılmakta ve ABD ile AB ülkelerinin büyükelçileri teker teker Karadeniz ve Doğu Anadolu turuna çıktığı ‘’  yazılıp çizilmekteydi. 

 Depremin oluşturduğu  travmatik ortamı fırsat bilerek dış istihbarat örgütlerinin yürütebileceği misyonerlik faaliyetleri, etnik ve mezhepsel gruplaşmalar, ideolojik marjinal örgütlerin harekete geçirilmesi gibi yıkıcı ve bölücü faaliyetlerle karşılaşılması son derece muhtemeldir. İşte bu görevi Azize Santa Barbara’nın 800. Ölüm yıldönümü anma bahanesi ile Fener Rum Patrikhanesi üstlenmişti.

BaşPİSkopos etkinlik kapsamında önce Bahçeşme’ye çıkarak Azize Santa Barbarayo anacak , ardından Cumhuriyet Parkı içerisinde bulunan sergi salonunu ziyaret edecekti program böyleydi.

BİR GECE ÖNCESİNDEN ORGANİZE OLDUK…

BaşPİSkopos İzmit’e geleceği günün öncesinde misyonerlik faaliyetlerine tahammülsüz olduğunu bildiğimiz tüm arkadaşlarımızı tek tek arayarak iki elleri kanda dahi olsa yanıma gelmeleri söyledim..

 İki elin kanda dahi olsa gelin çağrıma cevap veren yaklaşık 50 – 60 kişilik arkadaş grubu birkaç saat içerisinde davet ettiğim yere geldiler. Davetim üzerine orada bulunan arkadaşlara,  eylemin içeriğinden hiç bahsetmeden sabah bir protesto eylemi yapacağımızı isteyen arkadaşlarımızın şimdiden aramızdan ayrılabileceğini izah ettim.

Protestonun kime karşı ve ne amaçlı yapılacağını eylem saatine kadar hiç kimse bilmemesine rağmen aramızdan ayrılan sadece birkaç kişi olmuştu. Böylelikle bir geceyi protestocu arkadaşlar ile birlikte geçirdik. Neyi ve kimi protesto edeceğimizi bilen sadece iki arkadaşım vardı. Bu sayede dışarıya bilgi sızmasını engellemiş olduk.

Protesto saati yaklaştığında yaklaşık 50 kişilik grup başPİSkopoz Barthelemeos ve beraberindeki heyetin cumhuriyet parkı alanına giriş yaması muhtemel güzargahlar etrafına on beş kişilik gruplar halinde dağıldık.

Birinci grup İzmit Lisesi önünde, ikinci grup Corner Pizza önünde üçüncü grup ise cumhuriyet parkı içerisindeki otobüs duraklarında hazır bekledi.

Protestocu grubun üç farklı bölgede koğuşlandırılmasından dolayı sahada görev yapan güvenlik şubenin de dikkatlerini böylelikle çekmemiş olduk.

HEYET GELİYOR.

  O yıllarda çarşı şehir trafik akışı bugünkü gibi değildi. Araçlar dört yoldan cumhuriyet parkında doğru yukarı çıkmaktaydı.  Dörtyol ağzına bıraktığımız bir arkadaşımız konvoyun bize doğru geldiğini telefon ile haber verdi. Sanat sokağı başına yaklaştıklarında net olarak bende gelen konvoyu gördüm.

 Konvoy, Gazi lisesi önünden Cumhuriyet Parkı önüne yaklaştı ve Park Büfe önünde araçlar durarak başPSKOPOZ ve beraberindeki heyet araçlarından indi…

BaşPİSkopoz ve beraberindeki heyet araçlardan inerek Cumhuriyet Parkı içerisine doğru girdiklerinde heyetin hemen ardından üç farklı bölgeden bizde  ‘’ YA ALLAH BİSMİLLAH ALLAH-U EKBER ‘’ sloganları atarak parkın içerisine girdik.

 Parkın ortalarına geldiğimizde Başpapaz ve heyetini kurt kapanı taktiği ile kuşatarak beraberimizde getirdiğimiz Türk Bayraklarını açtık ve Barthelemeos aleyhine sloganlar atmaya başladık.

İşte tam da o an BaşPskopoz Barthelemeos ile göz göze geldik…

GÜVENLİK ŞUBE OLAYA MÜDAHELE EDİYOR…

 Her ne kadar biz Fener Rum Patrikhanesi heyetini kuşatsak da saha da görev yapan sivil polislerin biz protestocuları kuşatması ve heyeti uzaklaştırması çok uzun sürmedi. Çok kısa bir zamanda polisler etrafımızı kuşatmış Barthelemeos ve beraberindeki heyeti hızlıca alandan uzaklaştırmışlardı.

Bende parkın içerisindeki bankın üzerine çıkaran İzmit de misyoner faaliyetlere geçit yok diye slogan atmış ve önceden hazırladığım basın açıklamasını bankın üzerinde okumuştum…

( Yeri gelmişken, o gün görevde bulunan polis memuru arkadaşların hepsine tek tek ayrı ayrı tekrar teşekkür ediyorum. Analar evlat doğurmuş. Var olun… )

BİR AVUÇ GENCİN İZMİT DE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ EYLEM TRABZONDA KARŞILIK BULDU…

Marmara Bölgesi’nde kurulacak Yeni Roma Devleti hayali ile yatıp kalkan Barthelemeos, Türkiye’yi parçalama ve topraklarını paylaşma projesinin en etkili isimlerindendir.

 1982 yılında dönemin Yunan Kültür Bakanı Melina Merküri tarafından “Anavatanları Kurtarma Dünya Komİtesİ” adına bütün dünyada kart şeklinde dağıtılan haritada; Türkiye, Pontus, Kürdistan, Ermenistan vb. şeklinde parçalanmış olarak gösterilmekte ve bu amaca ulaşmak için mücadele çağrısı yapılmıştır.

  Pontusçular, Pontus dernekleri vasıtasıyla turizm mevsimlerinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’ne “Unutulmayan Kaybolan Vatanlara Gezi” adı altında periyodik geziler düzenlemekte; özellikle Hıristiyan din adamları Patrik ve Papazlar tarafından yapılan propagandalarla “Pontus Rum İdeali” canlı tutulmaktadır.

Yunanistan’dan ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen misyonerler, bölgenin sosyo-kültürel yapısını bozmayı hedef alan faaliyetlerle bir kimlik krizi yaratmaya çalışmakta, insanımızın milli ve manevi değerleri dejenere edilerek Karadeniz Bölgesi’nde Pontus’a zemin hazırlanmaktadır.

Yapılan toplantılarda, gösteri ve yürüyüşlerde Türkler ve Türkiye aleyhine sloganlar atılmakta: bölge halkına, “Sizin aslınız Rum’dur; sizler Türk değilsiniz. O halde etnik dininize dönün ve Rum olduğunuzu hatırlayın; Pontus topraklarına sahip çıkın” şeklinde telkinler yapılmaktadır.

YİNE PATRİKHANE İHANETİ…

 
Başbakanlık Basın ve Yayın Enformasyon Trabzon İl Müdürlüğü’nün 7.10.1997 tarihli bir yayınında; Pontus emeli ile ilgili olarak şu ifadeler yer almaktadır.

“Trabzon’da da 20- 28 Eylül 1997 tarihleri arasında Fener Rum Patrikhanesi tarafından düzenlenen “DİN, BİLİM ve ÇEVRE” konulu sempozyumun Türkiye’nin tanıtımındaki olumsuz etkileri tartışılırken, komitenin dağıttığı haritalardaki Rum izlerinin, sempozyumun amacının dışına taştığına ilişkin görüşleri doğrular nitelikte olduğu belirtiliyor.

 Sempozyumun yapılacağı Karadeniz çevresindeki illerin yetkilileri ile katılımcılara dağıtılan haritada Karadeniz, “Pontus Gölü” olarak gösterilirken, başta Doğu Karadeniz olmak üzere Karadeniz kıyısındaki yerleşim yerlerinin isimleri Rumca yazılmış, Trabzon ise Trapezus olarak adlandırılmıştır.

 “Venizelos adını taşıyan bir gemi ile gelen, ve içinde yüzlerce papaz ve yerli işadamımızla birlikte Fener Rum Patriği Bartholomeos da bulunmaktadır. Karadeniz sahiline tamamen Yunanistan’ın toprak parçası olarak gösteren haritayı bizzat Patriğin kendisi dağıtmıştır.

Karadeniz’i kurtaralım (!…) sloganıyla, açıkça Pontus hayalinin gündem edildiği sempozyumda, komite tarafından yayınlanan bildiride Fener Rum Patriği Bartholomeos için
 “The Ecumenical Patriarch”, yani evrensel ekümenik Patrik tabiri kullanılmıştır.

 
Ekümenik, ‘bir devletin başı’, ‘devlet başkanı’ anlamına gelmektedir.
Patrik hangi devletin başkanıdır? Bu devlet nerededir?

 
“Karadenİz’İ Kurtarma, Çevre Kirliliği” kılıflı sempozyumun arkasında Pontus Rum hayalleri yatmaktadır. Venizelos Gemisi’nin Pontuslu Rumların göç ettiği Batum, Yalta, Odessa, Köstence, Varna ve Selanik gibi şehirlere gitmesi ise oldukça manidar olup, asıl maksat Pontus Rum Devleti’nin kurulmak istenmesidir.

İşte İzmit’de ki bir avuç gencin kimseden emir almadan kimsenin yönlendirmesinde bulunmadan kendiliğinden başlattığı dip dalgası Trabzon halkı tarafından karşılık bulmuş ve Venizeleos gemisi ile Trabzon sahiline yanaşan Fener Rum Patrikhanesi başPİSkoposunu sahile ayak bastırmadan ‘’ Geldikleri gibi gitmelerini sağlamıştır…

YALNIZCA BARIŞA TARAFIZ KONSEYİ

 Dünyaya şiddet ve kan getirenlerin barış anlayışları ile, gerçek barışı özleyenlerin anlayışları arasında bir fark olduğunu fark ettirmek için, daha önemlisi 1000 yıllık kardeşliğimizin bozulmasından çıkar sağlayanların, barış sözcüğünü tahrif etmesinden büyük rahatsızlık duyduğum için, Barışın ve Hoşgörünün kenti İzmit’ten yüzde yüz yerli ve yüzde yüz milli olan ULUSLARARASI YALNIZCA BARIŞA TARAFIZ DERNEĞİ ‘’ni niçin kurduğumuz konusunu da ayrıca yazarak hemşehrimiz Azize Santa Barbara üzerinden gelecek misyonerlik faaliyetlerine set çekmeye devam edeceğiz..

Anlayışı kıt aptallara rağmen…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir