Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Tomris Gökdağ

İsrail-İran Savaşı ve Türkiye’nin Cumhur İttifakı ile Desteklenen Milli Savunma Hamlesinin Önemi

Son günlerde dünya, İran ile İsrail arasında yaşanan füze çatışmasına kilitlendi. İran’ın yüzlerce İHA ve füze ile başlattığı saldırı, İsrail’in hava savunma sistemlerini sınarken aynı zamanda geleceğin savaş alanlarına dair çarpıcı bir tablo sundu. Bu çatışma, artık savaşların kara birlikleriyle değil; elektronik harp, yapay zekâ, uzun menzilli radar sistemleri ve yüksek hassasiyetli silahlarla yapıldığını tüm açıklığıyla ortaya koydu.

Bu gelişmeler, Türkiye açısından yalnızca bölgesel bir kriz değil; aynı zamanda ulusal güvenliğimiz adına ibretlik bir uyarıdır. Bugün Tahran hedef alınıyorsa, yarın İstanbul, Ankara neden hedef olmasın? Bu soruya karşı verilecek en güçlü cevap, caydırıcı, bağımsız ve yüksek teknolojili bir savunma sistemine sahip olmaktır. İşte bu nedenle son 10 yılda Türkiye’nin savunma sanayisinde gerçekleştirdiği atılım, stratejik bir zorunluluk olarak değerlendirilmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Cumhur İttifakı tarafından desteklenen milli savunma hamlesi; Bayraktar TB2 ve Akıncı’dan Kızılelma’ya, SİPER ve HİSAR’dan Atmaca füzelerine, TCG Anadolu’dan yerli radar ve hava savunma sistemlerine kadar birçok projeyle Türkiye’yi bölgesel bir güç olmanın ötesine taşımıştır. Bu kazanımlar sayesinde artık savaş teknolojilerinde dışa bağımlılık azalmış, Türkiye kendi göklerini, sınırlarını ve çıkarlarını koruyabilecek bir seviyeye ulaşmıştır.

Eğer bu milli atılım gerçekleştirilmemiş olsaydı, bugün Türkiye de tıpkı hedef alınan ülkeler gibi savunmasız, kırılgan ve tehdit altındaki bir coğrafyaya mahkûm olurdu. İran-İsrail çatışması, bize sadece Ortadoğu’nun kırılganlığını değil, güçlü bir savunma altyapısına sahip olmayan hiçbir ülkenin bağımsızlığını uzun süre sürdüremeyeceğini göstermiştir. Türkiye’nin attığı bu adımlar, yalnızca bugünü değil, yarını kazanmak için verilmiş kararlı ve hayati bir mücadeledir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir