Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Masaüstü Reklam 1
Vedat Çalık
Vedat Çalık

İZNİK SELÇUKLU’NUN NEFESİ, OSMANLI’NIN AYAK İZİ, CUMHURİYET’İN NAMUSUDUR: 1.Bölüm

“Geldikleri Gibi Gidemediler: İznik’te 4 Aylık Büyük Erteleme”

Tarih kitapları, 1922’de işgalcilerin Anadolu’dan temizlenmesini “Geldikleri gibi gittiler” cümlesiyle özetler. Ancak İznik’te, 1700 yıl sonra yeniden “ikinci bir başkent” hayali kuranlar için bu kez durum farklıydı: Gelecekleri gibi gidemediler, çünkü planladıkları tarihte İznik’e ayak bile basamadılar!

Vatikan’ın 1700 Yıllık “Hesaplaşma” Planı

Vatikan ve Fener Rum Patrikhanesi için 2025-2026 süreci, Hristiyan dünyasının ilk evrensel konsili olan İznik Konsili’nin 1700. yılı vesilesiyle büyük bir gövde gösterisine dönüşecekti. Papa’nın asıl planı, bu tarihi sembolizmi kullanarak İznik’i adeta “uluslararası bir özerk inanç bölgesi” gibi dünyaya ilan etmekti. Belirlenen tarih netti, davetiyeler basılmış, küresel medya akredite edilmişti.

Uluslararası Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi’nin “Sivil Barikatı”

Tam bu noktada, Balat’ın ve Vatikan’ın beklemediği bir güç sahneye çıktı. Uluslararası Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi Genel Başkanı olarak bizler, İznik’in bir “antik kalıntı” değil, bir “vatan toprağı” olduğunu haykırarak sivil bir direniş başlattık.

Bizim barışımız, teslimiyetçilik değildi. Bizim barışımız, “Geldiklerinde başımızın üstünde yerleri var” demek değil, “Egemenliğimize göz dikerek geliyorsanız, karşımızda çelikten bir irade bulursunuz” demekti.

4 Aylık “Güvenlik ve İrade” Ertelemesi

Miting hazırlıklarımız, Sevgi Erenerol ile verdiğimiz o net mesajlar ve halkın İznik meydanındaki “Atatürkçü duruşu” karşısında küresel diplomaside çarklar tersine dönmeye başladı. Papa’nın İznik’e giriş tarihi olan o “asıl” gün geldiğinde, meydanda Papa değil, Türk Milliyetçilerinin ve Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi’nin gür sesi vardı.

Vatikan, sivil iradenin bu kararlılığını görünce ziyaretini tam 4 ay ertelemek zorunda kaldı. Bu, sadece bir tarih değişikliği değil; Türk Milleti’nin “Burası sahipsiz değil” mesajının uluslararası düzeyde kabul edilmesiydi. İznik’te atılan o ilk geri adım, Balat’ın “ekümeniklik” rüyasının İznik surlarına çarpıp parçalanmasıydı.

Direnişin Kronolojisi: Sözden Eyleme

Biz sadece konuştuk mu? Hayır.

  • Sokak sokak, ev ev İznik halkını bilgilendirdik.
  • Uluslararası diplomatik kanallara “Buradaki barışın teminatı Türk egemenliğidir, paralel bir otoriteye izin vermeyiz” notunu ilettik.
  • Ve en önemlisi; Atatürk’ün 100 yıl önceki duruşunu rehber alarak, İznik’i bir “Milli Direniş Merkezi” haline getirdik.

Papa, 4 ay sonra İznik’e geldiğinde artık o eski şaşalı “fetih” havası yoktu; karşısında planlarını bozan, tarihlerini değiştiren ve “Yalnızca barışa tarafız ama vatan için savaşa da hazırız” diyen bir iradenin gölgesi vardı.

“100 Yıl Önce Atatürk Karşıydı, Bugün de Biz Karşıyız!”

İznik meydanında yükselen o gür ses, sadece bir slogan değil, bir “Milli Muhtıra” idi: “100 yıl önce Atatürk karşıydı, bugün de biz karşıyız!” Bu cümle, Türk tarihinin derinliklerinden süzülüp gelen bir sürekliliğin, bir vasiyetin ve bir namus borcunun bugünkü tezahürüdür.

Atatürk’ün Balat ve Vatikan Dosyası

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra Fener Rum Patrikhanesi’nin “siyasi” emellerini çok net bir şekilde teşhis etmişti. 1923’te L’Illustration dergisine verdiği mülakatta ve Meclis konuşmalarında; Patrikhanenin Türkiye Cumhuriyeti içinde “devlet içinde devlet” olma çabalarına, yabancı güçlerin maşalığını yapmasına en sert tepkiyi koymuştu.

Atatürk için Patrikhane, dini bir kurum olmanın ötesinde, Sevr’i hortlatmak isteyenlerin İstanbul’daki “fitne odağı” idi. O gün, bu yapının siyasi yetkilerini elinden alıp onu Fatih Kaymakamlığı’na bağlayan irade, bugün İznik’te Papa’nın “ekümeniklik” kılıfıyla yapmaya çalıştığı o sinsi kuşatmaya da aynı kararlılıkla “Hayır” demektedir.

100 Yıllık Miras: Barışın Çelik İradesi

Biz, Uluslararası Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi olarak İznik’e giderken yanımızda sadece bayraklarımızı değil, Atatürk’ün o tavizsiz bağımsızlık ruhunu da götürdük. Vatikan’ın 1700. yıl kutlamaları adı altında İznik’i bir “Hristiyanlık Başkenti” gibi lanse etme girişimi, aslında Lozan’ın ve Cumhuriyet’in tapusuna yönelik bir saldırıydı.

Papa’nın İznik’e gelip burada “dünya lideri” edasıyla ayin yönetmesi, Atatürk’ün 100 yıl önce yırttığı o “imtiyaz” defterini yeniden açma girişimidir. İşte biz, o meydanda dururken dedik ki:

“Siz 100 yıl önce de denediniz, Atatürk karşınıza dikildi. Bugün de deniyorsunuz, biz buradayız! Tarih değişti, isimler değişti ama Türk Milleti’nin istiklal aşkı ve Balat’ın Bizans rüyasına geçit vermeme iradesi asla değişmedi.”

Direnişin Yeni Mevzisi: İznik

İznik, sıradan bir ilçe değildir; Türk-İslam tarihinin Anadolu’daki ilk başkentlerinden biridir. Atatürk’ün milli mücadele yıllarında “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” sözündeki o “satıh”, bugün İznik surlarıdır.

Mitingimizde haykırdığımız bu gerçek, küresel odaklarda büyük bir yankı uyandırdı. Çünkü onlar, karşılarında sadece bir grup protestocu değil; kökleri 1923’e dayanan, Atatürk ilke ve inkılaplarını kendine kalkan yapmış, bilinçli ve örgütlü bir “Türk İradesi”gördüler. Papa’nın o şaşalı gelişini 4 ay boyunca erteleten güç, işte bu 100 yıllık sarsılmaz mirastır.

Atatürk’ün vasiyeti bizim rehberimizdir: Bu topraklarda Türk bayrağından başka bir sancak, Türk hukukundan başka bir otorite tanımıyoruz!

Devam Edecek:

Yarın: Direnişin Yeni Merkezi İznik.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir